Anayasalar bugüne kadar hep olağan dışı dönemlerin eseri oldukları için devleti koruyan özellikler taşıdılar.
İlk kez…
Tümü siviller tarafından hazırlanacak bir Anayasa için harekete geçildi ve bunun da toplumsal mutabakatla gerçekleşmesi hedeflendi.
TBMM’de ilk adımları atılan yeni Anayasa konusunda sivil toplum örgütleri başta olmak üzere kurumlar da öneriler hazırlıyorlar.
İlginç olan şu…
Bugüne kadar yansıyanlara bakıldığında, işadamları örgütlerinin bu konuda daha üretken oldukları görülüyor. O da genellikle siyasi beklentiler olarak yansıyor.
Oysa…
İlk sivil Anayasa’nın, “Devletle beraber, kişi haklarını da önemseyip koruyan bir Anayasa olması” bekleniyor.
Nitekim…
Hukuki konulardaki özel araştırmalarıyla tanıdığımız Avukat Nurhayat Altaca Kayışoğlu bu beklentileri 15 maddeden oluşan dosya haline getirdi.
O dosyada…
“Anayasa’nın temel felsefesi insanın mutluluğu olmalı ve bütün maddeler düzenlenirken devletin insan için var olduğu göz önünde bulundurulmalı” diyerek bu beklentiyi ortaya koyduktan sonra önceliği kişi özgürlüğüne veriyor:
“Aslında mevcut Anayasa ve yasalarda düzenlemeler uluslararası sözleşmelerden daha ileri ama uygulamada kişi özgürlüğünün fazlasıyla ihlal edildiğini aleyhimize AİHM kararlarında görüyoruz. Başta tutuklama ve tutukluluk hali olmak üzere bu ihlaller önlenmeli.”
Bu noktada…
Gözaltı süresini azami 24 saat olarak öneren Av. Nurhayat Altaca Kayışoğlu, tutuklama ve tutukluluğun devamı kararlarına itirazın duruşmalı olması üzerinde duruyor.
Din ve vicdan özgürlüğü konusunda farklı bir önerisi var:
“Din kültürü ve ahlak dersleri zorunlu olmaktan çıkarılmalı. Zorunlu olacaksa dahi Dinler Tarihi ve Ahlak Felsefesi adı altında tarafsız, objektif ve genel bilgilendirmeye yönelik, uygulamadan uzak içerikli bir ders olarak okutulabilir.”
Vatandaşlık tanımını şöyle yapıyor:
“Ortak tarih, kültür ve coğrafyaya sahip ve devlete vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkesin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olacağı şeklindeki düzenleme bu konudaki hassasiyetleri giderir ve bir ırka üstünlük izlenimini ortadan kaldırır.”
Vatan hizmeti konusunda “sahip olduğu dini inanış, felsefi düşünce veya siyasi görüş kişinin vicdanında askerlik yapmasını engelliyorsa bu durumdan faydalandırılmalı” önerisini dikkate alıp, eğitim ve öğrenim hakkına şu öneriyi getiriyor:
“12 yıl zorunlu, eğitim dili Türkçe olmalı. Belli bir oranda velilerin talebi ile ek ders olarak başka dillerin öğretilmesi mümkün olmalı.”
Ayrıca…
1980 ürünü olarak yorumladığı YÖK’ün de kaldırılmasını öneriyor.
–İfade özgürlüğünde “şiddet” kriteri–
Anayasa’dan beklentiler değerlendirmesinde Av. Nurhayat Altaca Kayışoğlu özgürlük tanımı çerçevesinde ifade özgürlüğü kriterini şöyle ortaya koyuyor:
“Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ölçüleri bizde de yer almalı, şiddet içermeyen ve yakın tehlike oluşturmayan her türlü görüş ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmeli.”
–Parti kapatma ve yasama–
Yeni Anayasa’da siyasi düzenlemelerle ilgili Av. Nurhayat Altaca Kayışoğlu şu görüşe yer veriyor:
“Siyasi partilerin kapatılması demokrasi ilkesi ile bağdaşmaz, çözüm olarak da uygun değil. Kapatma yerine başka cezalar olmalı.”
Yasama dokunulmazlığı kapsamının da, “yüz kızartıcı suçlarla” daraltılmasını öneriyor.
–Diyanet modeli ve laiklik–
Son dönemdeki tartışmalar doğrultusunda Av. Nurhayat Altaca Kayışoğlu şu modeli öneriyor:
“Diyanet bütün din ve mezheplere eşit olmalı, farklı din ve mezheplere hizmet veren tüm din adamlarının maaşları güvenceye alınmalı.”
Şunu da ekliyor:
“Laiklik ilkesi gereği, inanışlar arası hoşgörü anayasal güvenceye bağlanmalı.”
