Siyasette kehanete yer yok… Zaten bu sayfalardan da siyasi kehanet yapmıyoruz. Yalnızca yaptığımız görüşmeler doğrultusunda izlenimlerimizi ve de gözlemlerimizi aktarıyoruz.
Nitekim…
Referanduma bir hafta kala, 6 Eylül günü bu sayfalarda referandumun olası sonuçları üzerine, yaptığımız görüşmelerdeki izlenimlere dayanarak bir değerlendirmeye yer verdik.
“Referandumda ‘evet’ çıkarsa neler değişebilir, ‘hayır’ çıkarsa neler yaşanabilir?” başlıklı bu değerlendirmede, evet çıkması halinde neler yaşanabileceğine dair öngörüleri paylaşırken referandum sonrası senaryolarıyla ilgili şunları yazdık:
Referandumda hayır oyu için çalışan anamuhalefet Cumhuriyet Halk Partisi, sandıktan evet çıkması halinde kendi içinde çok ciddi bir çalkalanma yaşar.
Öyle ki…
Ankara’da şimdiden konuşulan bazı senaryolar var.
Bu senaryolarda, sandıktan evet çıkması halinde CHP’nin yeni bir kurultaya gidip bugünkü parti yapısını oluşturan Önder Sav’ın tasfiye edilmesi, Deniz Baykal’ın da buna destek vermesi olasılığı üzerinde beklentiler oluşmuş durumda.
Doğrusu…
Referandum sonucuna göre Kemal Kılıçdaroğlu ile Deniz Baykal’ın “Önder Sav’ın tasfiyesinde” anlaşabilmeleri olasılığı bile CHP kulislerini şimdiden ilginç hale getiriyor
Geldik bugüne… Daha doğrusu düne…
••••••••••
Gündemde bir süredir CHP’nin tüzüğü ile ilgili ciddi bir tartışma konusu var.
Konu şu:
Deniz Baykal’ın genel başkanlığı döneminde hazırlanan ve 2008 yılında Mayıs 2010’daki kurultayda yürürlüğe girmek üzere kabul edilen yeni tüzük, çok geniş yetkilere sahip olan güçlü genel sekreterlik uygulamasını kaldırıyor.
Ne var ki…
Kaset skandalı sonrası genel başkanlığı bırakmak zorunda kalan Baykal’ın salona bile gelemediği ortamda, Kemal Kılıçdaroğlu’nun yeni genel başkan olmasının getirdiği farklı atmosfer arasında güçlü genel sekreterliği ortadan kalkacak olan Önder Sav kurultayın ikinci günü verilen bir önergenin oylanması sonucu tüzük değişikliğini kaldırtıyor.
Bu duruma Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itirazı var. İtirazda, tüzük değişikliğinin tüzük kurultayı ile olabileceği belirtiliyor ve normal bir kurultayda delege oylarıyla tüzük değişikliğinin kaldırılamayacağı belirtiliyor.
O nedenle de…
Yeni tüzüğün uygulanıp güçlü genel sekreter yerine 13 genel başkan yardımcısının belirlenmesi isteniyor.
İlk anda..;
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu kurultayı toplamadan bir formülle bu krizi aşmayı planlıyor. Bulduğu formül de şu:
20 kişilik MYK’nın tamamını genel başkan yardımcısı ilan ederek kimseyi başkanlık divanı dışında bırakmamak.
Biz de..
Kılıçdaroğlu’nun televizyonlardan yaptığı bu açıklamaya dayanarak, Bursa Milletvekili ve MYK Üyesi Abdullah Özer’in genel başkan yardımcısı olacağını hafta sonu yazdık.
Fakat…
Dün yapılan MYK toplantısında Kılıçdaroğlu’unun bu formülden vazgeçtiği ortaya çıktı.
Çünkü…
Kılıçdaroğlu yarın yapılacak Parti Meclisi’nden 13 yeni genel başkan yardımcısı oluşturacak şekilde yeni bir MYK çıkarmak istiyor. Daha 3 gün önce genel başkan yardımcısı olacağını yazdığımız Abdullah Özer ise bu yeni karara göre MYK dışında kalıyor. Yani mevcudu da kaybediyor.
İşte…
MYK toplantısında bu duruma, uygulanması halinde gücünü kaybedecek olan Genel Sekreter Önder Sav itiraz ediyor. İtirazla da yetinmiyor rest çekiyor:
“O zaman kurultayı toplayıp tüzüğü iptal ettiririz.”
Bu çıkış…
2008’de Baykal’ın yaptığı ve güçlü genel sekreterliği kaldıran tüzük değişikliğinin kurultayla ortadan kaldırılmasını, bu sayede de Sav’ın gücünü korumasını sağlamaya yönelik çok önemli bir hamle ve çok ciddi bir siyasi restleşme anlamına geliyor.
Sav bu çıkışı yaparken, Kılıçdaroğlu’nun kurultay toplamak istemeyeceğini düşünüyor.
Gelin görün ki…
Sav’ın siyasi restine Kılıçdaroğlu da aynı şiddette bir siyasi restle karşılık veriyor:
“O kurultay seçimli olur… Eskisi gibi çarşaf listeyle Parti Meclisi’ni de yeniden seçeriz.”
Bu noktada…
Sav’dan ikinci rest geliyor:
“Böyle bir kurultay olursa, orada genel başkan seçimi de olur.”
••••••••••
Olayın, ya da siyasi restleşmenin geldiği nokta şu nedenle çok önemli:
Daha…
Referandumun ertesi günü Deniz Baykal çıkıp tüzük kurultayı toplanmasını istemiş, Parti Meclisi’nin de yenilenebileceğini söylemişti.
Dahası…
MYK’da bu restleşmelerin yaşandığı günün gecesi, yani dün akşam Habertürk televizyonuna çıkan Deniz Baykal görüşünü tekrarladı.
O da…
Hem güçlü genel sekreterliğin kaldırılmasını istiyor ve bu yolla Önder Sav’ı devre dışı bırakmayı planlıyor, hem de Parti Meclisi’nin yenilenerek şu anda görevde bulunanlara yönelik ekip tasfiyesi hedefliyor.
Yani…
Bizim daha referandumdan 1 hafta önce 6 Eylül’de yazdığımız gibi, Sav’ın tasfiyesine destek veriyor.
O programda…
“Genel başkan adayı olacak mısınız?” şeklindeki ısrarlı sorulara ise “Partinin şu anda genel başkanı var. O genel başkan yeniden adaysa bizlere destek olmak düşer, yanında oluruz” cevabı veriyor.
Bu sözlerin ne anlama geldiği belli. Baykal şimdilik geri dönüşü değil. Önder Sav’ın tasfiyesini istiyor.
••••••••••
Tüm bu gelişmelerin yerele yansımasına gelince…
Mayıs kurultayına, yani Baykal’ın bir kasetle devrilip gittiği kurultaya kadar CHP Bursa’nın belirleyicisi Ali Nihat Irkörücü’ydü. Geleceğe yönelik plan yapanlar Irkörücü ile yakın olmaya özen gösteriyorlardı.
Sonra…
Kurultayda he şey değişti. Önder Sav’la birlikte hareket eden Abdullah Özer bir anda en yüksek oyla Parti Meclisi’ne girdi, arkasından MYK Üyesi oldu.
O süreç…
Sav’la yakınlaşan ve i l başkanları organizasyonunda öne çıkan CHP Bursa İl Başkanı Gürhan Akdoğan’ın önünde de kapıları açtı. Akdoğan da bir anda CHP Genel Merkezi’nde yıldızı parlayan isim oldu, 7 ay sonraki milletvekilliği hesaplarında da en önemli isim haline geldi.
Bugün ise…
Irkörücü’nün yeniden ziyaretçilerinin artmasından ve telefonunun daha çok çalmaya başlamasından dengelerin yine değişmekte olduğunu anlıyoruz.
Gerçi…
Yakın zaman öncesine kadar Sav ekibiyle arasının olmadığı konuşulan Sena Kaleli’nin son günlerde gündem sarsıcı konuşmaları ve mesajlarının bu gelişmelerle bir bağı olup olmadığını henüz anlayamadık ama CHP’deki gelişmeler yağlı güreşte pehlivanları çayıra gönderirken cazgırın yaptığı güreş uyarılarıyla çok benzerlik taşıyor:
“Pehlivaaan, pehlivan… Üste çıktım diye çok sevinme, alta düştüm diye hiç yerinme…”
