Çeşitli üniversitelerin bünyesindeki 4 yıllık Teknik Eğitim Fakülteleri’ni bitirdiler. Bir mühendisin sahip olduğu tüm teknik bilgiye sahipler ve aynı eğitimi aldılar. O nedenle bir mühendisin yaptığı işi yapabilecek durumdalar.
Fakat…
Meslek liselerine teknik öğretmen yetiştirmek üzere kurulan fakültelerden mezun oldukları için, doğal olarak Milli Eğitim Bakanlığı’nın muhatabı oluyorlar.
Ne var ki…
Milli Eğitim Bakanlığı’nın 4 yıllık eğitimle teknik öğretmen olanlara yetecek kadrosu yok.
Öğretmen olamayınca sanayi üretimine yöneliyorlar.
Bu kez de…
Karşılarına organizasyon şeması çıkıyor. Çünkü fabrikalardaki üretimle ilgili organizasyon şemasında mühendis var, tekniker var ama teknik öğretmen diye bir statü yok. Bir mühendisle aynı eğitimi aldıkları ve aynı işi yapabilecekleri halde mühendis kabul edilmiyorlar. İki yıllık yüksek okullardan mezun olan tekniker kadrosunun da üstünde kalıyorlar.
Sonuçta…
4 yıl üniversite okuyan gençler ortada kalıyorlar.
Yazılarımızı düzenli okuyanlar, yıllardır bu konuyu zaman zaman gündeme getirdiğimizi bilirler. Şimdi de, teknik öğretmenlerin sorunları MHP Bursa Milletvekili ve Genel Başkan Yardımcısı İsmet Büyükataman tarafından bir soru önergesiyle TBMM gündemine taşındı.
Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun cevaplaması isteğiyle bu kanayan yarayı gündeme getiren Büyükataman konunun sunumunu şöyle yapıyor:
“Teknik Eğitim Fakülteleri’nin kuruluş amacı meslek liselerine teknik öğretmen yetiştirmektir. Fakat son 11 senedir yapılan teknik öğretmen alımları sadece yüzde 3 civarındadır. Teknik öğretmenlerin yüzde 97’si öğretmen olarak atanamadığı için özel sektörde ve kamuda unvan sorunuyla karşı karşıyadır.”
Şu nokta çok önemli:
“Teknik öğretmenlerin kamuda teknik hizmetler sınıfında ve özel sektörde kullanacağı herhangi bir unvan yoktur. Yetki ve sorumlulukları belirlenmemiştir. Bir teknik öğretmen iş aradığında 4 yıllık teknik eğitim almasına rağmen teknisyen unvanıyla meslek lisesi mezunuymuş gibi işe başlamaktadır. Çünkü neye imza atıp atamayacağı, yetkilerinin neler olup olmadığı belirlenmemiştir. Bu sebeple kaynakçılık yapan metal öğretmenleriyle ve tesisatçılık yapan elektrik öğretmenleriyle, teknisyen kadrosunda bakım onarım bölümlerinde çalışan makine öğretmenleriyle karşılaşmaktayız.”
Şöyle devam ediyor:
“Aldığı 4 yıllık teknik eğitim karşısında kullanacağı bir unvan olmayan tek fakülte; Teknik Eğitim Fakültesi’dir. Mezunları öğretmen olarak atanamadıkları için umutsuzluk ve çaresizlik içindedir.”
Konuya yaklaşımı ise şöyle:
“Oysaki teknik öğretmenleri sadece öğretmen olarak görmek çok büyük yanlıştır. Mesleki bir alanda 4 yıl teknik öğrenim görmüş bir kişinin hem kamuda teknik hizmetler sınıfında hem de özel sektörde teknik personel olarak çalışması kadar doğal bir şey olamaz.”
Ardından…
Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu tarafından cevaplandırılması isteğiyle, MHP Bursa Milletvekili ve Genel Başkan Yardımcısı İsmet Büyükataman cevaplandırılması isteğiyle dört soru yöneltiyor.
Bir…
“Y.Ö.K. marifetiyle aldıkları eğitim göz önüne alınarak Teknik Öğretmenlerin yetki ve sorumlulukları belirlenmesi adına bakanlığınızca yapılan bir çalışma bulunmakta mıdır?”
İki…
“Teknik öğretmenlerin kamuda teknik hizmetler sınıfında ve özel sektörde kullanacakları tekniker ile mühendis arasında ara bir unvan belirlenmesi, kamuya teknik personel alındığında bu unvanla teknik öğretmenler, teknik personel olarak istihdam edilmesi için bakanlığınızca bir çalışma yapılacak mıdır?”
Üç…
“Nasıl ki mühendislere formasyon eğitimi verilerek teknik öğretmen olmalarına imkan tanınmışsa, aynı şekilde teknik öğretmenlere de mühendislik tamamlama imkanı verilecek midir?”
Dört…
“Kamuda teknik hizmetler sınıfında teknisyen ve tekniker olarak çalışan teknik öğretmenlerin ek ödeme mağduriyetleri giderilmesi, unvan değişikliği sınavıyla atanabilecekleri bir teknik öğretmen kadrosu olmadığı için ek ödemeleri çalıştıkları teknisyen ve tekniker unvanlarından hesaplanmaktadır. Ek ödemelerde teknik öğretmenlerin unvan sorunu dolayısıyla uğradıkları mağduriyetin giderilmesi hususunda bir çalışma yapılacak mıdır?”
