Siyaset belli bir rota tutturmuş, genel seçimlere doğru gidiyordu. Bu gidişat, Saadet Partisi’nin olağanüstü kurultay yapması yolundaki mahkeme kararı ile değişti.
Bir anda…
Numan Kurtulmuş ve SP teşkilatlarının büyük bölümü istifa edip partiden ayrıldılar. Kurtulmuş ve arkadaşları şimdi bir yandan yeni parti kurmaya çalışıyorlar, bir yandan da seçime girebilmek için ittifak yapabilecekleri oluşum araştırıyorlar.
Çünkü….
Seçime az bir süre kaldı. Bu kadar az sürede yeni parti kurup bunu kamuoyuna tanıtmak çok da kolay değil.
Dahası…
Siyasi Partiler Yasası’na göre, seçim tarihinden en az 6 ay önce teşkilatlanmasını tamamlayamayan partiler seçime giremiyorlar. Bu da aralık ayının sonuna kadar yeni partinin teşkilatlanmasını zorunlu kılıyor.
Ekim ayının sonuna geldiği şu süreçte partinin kurulup teşkilatlanması ve ilk kurultayını yapması için kalan süre yeterli değil.
Yani…
Kurtulmuş öve onunla birlikte hareket eden ekip eğer bir ittifakın içinde yer almazlarsa seçime girememe riskiyle karşı karşıyalar.
O nedenle…
Bu durum, Kurtulmuş ve arkadaşlarının ittifak yapabilecekleri siyasi partileri de yakından ilgilendiriyor.
Diğer tarafta…
Aktif siyasetten uzaklaşan Necmettin Erbakan ilerlemiş yaşına ve sağlık sorunlarına karşın Saadet Partisi Genel Başkanı oldu.
Gerçi…
Erbakan’ın seçildiği kurultay çok kalabalık ve coşkuluydu ama artık teşkilatlarının yarısı boşalmış bir Saadet Partisi var.
O nedenle…
Eski fiziki gücünde olmayan Erbakan’ın tüm lider özelliklerine karşın, yarısı boşalmış ve yıpranmış bir partiyi ayağa kaldırabilmesi artık kolay değil.
İşte…
Siyasetin bugünkü akışını değiştiren, yarınlardaki akışını da belirsiz hale getiren olağanüstü kurultay da bir mahkeme kararıyla gerçekleşti.
Kurultayın yapıldığı günlerde Saadet Partisi kurmaylarının CHP Genel Merkezi’nden ve de özellikle CHP Genel Sekreteri Önder Sav’dan taktik aldıkları yazıldı, kamuoyu da bu bilgiyi benimsedi.
Oysa…
Siyasetin akışını değiştiren o olağanüstü kurultayın yapılmasına yol açan mahkeme kararı Bursa’dan alınan belgelerle oluştu.
Daha açık söylemek gerekirse…
Saadet’i olağanüstü kurultaya götüren mahkeme kararı Önder Sav’ın verdiği belgeler ve taktiklerle değil, Bursa’da geçen yıl CHP Osmangazi’yi olağanüstü kongreye götüren Ahmet Memişoğulları’ndan sağlanan hukuki belgeler ve Yargıtay içtihatları ile oldu.
Bu konuyu…
Geçen yıl adı CHP’li muhalife çıkan, Kılıçdaroğlu’nun genel başkanlığından sonra CHP’nin kapılarını herkese açmasına karşın geri dönüşüne izin verilmediği için siyasi mağdur durumuna düşen Ahmet Memişoğulları ile görüştük.
O günleri ve gelişmeyi şöyle anlattı:
“Saadet’in kurultayı sonrası Erbakan Hoca yanlılarının olağanüstü kurultay için çalıştıkları ve davamlar açtıkları günlerde beni Saadet’in Bursa teşkilatlarından bir arkadaş aradı. Ankara’da bu konuyla uğraşanların internetteki Gogool arama motorundan beni bulduklarını söyledi ve telefon numaramı onlara verip veremeyeceğini sordu. Ben de verebileceğini ve görüşebileceğimi söyledim.”
Şöyle devam etti:
“Daha sonra beni Ankara’dan, hukuki çalışmayı yapan ekipten biri aradı. Arayanın adını tam anımsayamıyorum ama Mustafa Kamalak olabilir. Yaptığımız görüşmede, Yargıtay içtihatlarını bulamadıklarını söyledi ve benden, Osmangazi’nin olağanüstü kongre yapmasını sağlayan mahkeme kararının gerekçesi olan belgeleri istedi. Ben de kendisine elimde 8 içtihat olduğunu, belgelerle birlikte verebileceğimi söyledim. Ertesi gün de avukatım Berrin Bayam’dan içtihatları ve belgeleri aldılar.”
Peki…
Önder Sav bu işin içine nasıl girdi? Memişoğulları bu soruya gülümseyerek şu cevabı verdi:
“Ben de gazetelerde okudum ama Önder Bey’in bu konuyla ilgisi yok. Zaten onda belge olamaz çünkü biz davamızı Önder Sav’ın başında bulunduğu CHP için açtık. Nitekim Şevket Kazan da daha sonra Erzurum’daki bir konuşmasında ağlayarak belgeleri Önder Bey’den almadıklarını, Önder bey’in yalnızca görüş aldıklarını anlattı.”
Gerçekten de…
Yazının başında vurguladığımız gibi, Türkiye’de siyasetin akışını değiştiren bir mahkeme kararının teknik altyapısının Bursa’dan, Ahmet Memişoğulları’ndan alınan belgeler ve içtihatlarla hazırlandığı ortada.
O süreçle ilgili olarak Memişoğulları’na izlenimlerini de sorduk. Şunu söyledi:
“Gördüğüm kadarıyla bu konuda hayli acemiydiler. Benim elimde ise hem MHP’de, hem de Ertuğrul Günay’ın CHP’ye açmış olduğu davaların belgeleriyle içtihatları vardı. Bunları kendilerine verdim.”
Şunu merak ettik:
CHP’li birinin SP’nin olağanüstü kurultaylına hukuki teknik destek sağlaması acaba nasıl bir duygu?
Ahmet Memişoğulları şu cevabı verdi:
“Biz Bursa’da Osmangazi’nin olağanüstü kongre yapmasını isterken parti içi demokrasi adına hareket ettik. Burada da aynı kaygıyı gördüm. Parti içi demokrasi her parti için önemli. O nedenle elimdeki içtihatları vererek yardım ettim.”
