Devletin röntgeni sayılabilecek yeni ve sert bir süreç başlıyor

Devletin röntgeni sayılabilecek yeni ve sert bir süreç başlıyor  Özel Kuvvetler Komutanlığı’na savcı baskını, ilk karargâh baskını oldu. Bu karargâhın çok özel oluşu ve devlet sırları kapsaması ise yeni ve daha sert tartışmaları getireceğe benziyor. Örneğin…


Türkiye’de ilginç olaylar her dönem yaşandı. Ama bu kadar ilginç olay hem de peş peşe hiç yaşanmadı.

Sanki…

Her sahnesi ayrı bir gerilim ve aksiyon içeren casuslar savaşı filmi izler gibiyiz.

Üstelik…

Bu kez filmi sinemada seyirci gibi değil de, daha çekilirken sahnelerin içinde yer alarak izliyor gibiyiz.

En ilginci…

Toplumun her kesiminde ayrışma ve çatışma havası oluştu. Devleti oluşturan kurumlar görülmemiş bir rekabet havasına girdi.

Siville asker arasında başlayan üstünlük sağlama girişimlerinin ardından, yargıda bile farklı yapılar oluştuğunu, bu yapıların da birbirlerine yönelik olarak karşılıklı hamlelere giriştiklerini hep birlikte izliyoruz.

Hatta…

Gelinen noktayı, “yargının bir kısmının polis ve askerle hesaplaşması” olarak görenler de var.

Önce…

Mahkeme gitti, telefon dinlemelerinin yapıldığı idareyi bastı, kayıtlarına el koydu.

Arkasından…

Erzincan’da savcı ve polis MİT’i bastı. Bu, ilk kez yaşanan bir baskındı.

Şimdi de…

Polis eşliğindeki savcı tarafından Özel Kuvvetler Komutanlığı karargâhında arama yapıldı. Hem de iki gece üst üste saatlerce süren aramalar gerçekleştirildi.

Bu da…

“Türkiye’de bir askerî karargâhta önceden haber verilmeksizin sivil savcı ve polislerce yapılan ilk baskın ve arama” olarak kayıtlara geçti.

••••••••••

Soru şu:

Türkiye suç ve suçluyla mücadelede çok büyük bir eşik atlayıp hukuk devleti olmanın gereklerini yapmaya mı başladı?

Yoksa…

Kurumlar arası mücadeleden doğan çatışma, artık kurumları birbirlerini yok etme aşamasına mı geldi?

Yaşananlara iki farklı cepheden bakanların açıklamalarından çıkan bu iki soru özel bir duruma dayanıyor.

O özel durumu da Radikal gazetesindeki dünkü yazısında Murat Yetkin şöyle dile getiriyor:

“Özel Kuvvetler, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) en gizli birimlerinden biridir. Özel Kuvvetler içindeki en gizli birimlerden birisi de Muhabere Arama Kurtarma (MAK) birimi ile birlikte Seferberlik Tetkik Kurulu’dur (STK). Özel Kuvvetler ve STK karargâhları, işte bu nedenle ordunun yatak odası sayılabilir.”

Aynı yazıda Yetkin konunun bir başka boyutuna da ışık tutuyor:

“Önceki gece yapılan aramada ele geçen bilgilerin büyük kısmının gizli nitelikte olduğu söylenebilir.”

Gizli bilgilerin niteliği hakkında da şu ipuçlarını veriyor:

“Bu gizli bilgiler arasında Seferberlik Dairesi’nin görevi gereği tuttuğu –açığa çıkması güvenlik sorunu sayılacak gizlilikte- sivil kişiler listeleri olabildiği gibi, STK’nın üzerine vazife olmayan işler, örneğin devlet büyükleri hakkında istihbarat toplama listeleri bulunduğu kuşkusu vardır.”

••••••••••

Bu çok özel durumu irdelemesine karşın Murat Yetkin’in baskınla ilgili yapamadığı açık tanımlamayı, aynı gazetede Oral Çalışlar yapmış:

Gladionun sivilleşmeye direnişi.

İşte…

İçinde bulunduğumuz süreci ve önümüzdeki gelişmeleri çok daha kritik yapan da bu.

Ergenekon’la başlayan operasyonlar, anlaşılan o ki Özel Kuvvetler Komutanlığı’na yapılan baskınla çok daha özel bir aşamaya geldi.

Oradan çıkacak belgeler nasıl olsa yakında kimi yayın organlarına sızar.

Görünen şu:

İçinde geçmişten bugüne kontrgerilla iddialarının da olduğu, devletin röntgeni sayılabilecek yeni bir süreç başlıyor.

Fakat…

Bu sürecin bugüne kadarkilerden sonuçları itibariyle çok daha sert geçeceğini söylemek için de kahin olmaya gerek yok.

CHP İl Başkanı Gürhan Akdoğan’dan, maden faciası sonrasındaki cenaze polemiklerine nokta: Önemli olan hazin olayları önlemek

Mustafakemalpaşa’daki kömür madeninde grizu patlaması sonucu oluşan göçükte 19 madencinin yaşamlarını yitirmelerinden sonraki günlerdi…

Hükümet facianın yaşandığı maden ocağına Devlet Bakanı Faruk Çelik, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız ile çıkarma yapmıştı.

Hemen hemen tüm Bursa milletvekilleri ve tüm partilerin yöneticileriyle sivil toplum örgütleri facianın yaşandığı ocağa akın ettiler.

Sonra…

Yağmurlu bir pazar günü, ocaktan çıkarılan madencilerin köylerindeki cenaze törenlerine yalnızca Adalet ve Kalkınma Partisi milletvekilleriyle yöneticilerinin katıldıklarını “Cenazeleri kaldırmak AK Parti’ye kaldı” başlığıyla bu sütunlarda aktardık.

Galiba…

Bu küçük son durum notuile farkında olmadan ve istemeden bu yerel siyaset polemiğininin fitilini ateşledik.

Sonrasında…

İktidar partisi temsilcileri, başta CHP olmak üzere diğer partilerin cenazelere neden katılmadıklarını sık sık sorguladılar.

••••••••••

İşte…

Bizim farkında olmadan fitilini ateşlediğimiz yerel siyaset polemiğine son noktayı Cumhuriyet Halk Partisi İl Başkanı Gürhan Akdoğan koydu.

Akdoğan’ın çok dikkatli bir siyasi üslupla söylediği şu:

“AKP’nin yereldeki ve yasama organında görevli yöneticileri; kazanın nedenlerini saptamak, çözüm önerileri oluşturmak, bir daha tekrarlanmasını ortadan kaldıracak önlemleri almak ya da aldırmak yerine, polemiklerle gündem saptırıyorlar.”

Şunu vurguladı:

“Cenazelere gidilip gidilmediği polemiğiyle gündem saptırıldığı gibi, daha da ileri gidilerek neden ağıtlar yakmadığımızı soruyorlar.”

Ardından…

İktidara düşen sorumluluğa dikkat çekerken sertleşti:

“Yasama organının ve idarenin görevi, 2002’de neredeyse biten terörün yeniden hortlaması sonucu Çukurca, Dağlıca ve Aktütün’deki şehitlerimizin cenazelerinde bulunmaktan ziyade şehit verilmesini önlemektir.”

Şöyle devam etti:

“Aynı şekilde, Tuzla tersanelerinde yaşanan olayların ve Şevket Yılmaz Devlet Hastanesi’ndeki yangın faciasında ölenlerin ya da maden ocaklarında şehit olan yurttaşlarımızın acılı gününde yanında olmak, bu hazin olayları önlemek, bilimsel ve teknik yöntemlerle çağdaş uygulamaları ülkemize kazandırmaktır.”

Şunu sordu:

“Bu konuda uzman görüşlerine, dahası kamu adına bağımsız denetim görevi gören Maden Mühendisleri Odası’nın önerilerine neden kulak tıkadıklarını merak ediyorum.”

Sonra da…

Maden faciasından sonra CHP olarak, uzman görüşlerinden oluşan çok ayrıntılı bir teknik raporu kamuoyuna açıkladıklarını anımsattı.

Demirel’den Ankara’ya yürüyüş ziyaretleri

Cumhuriyet Halk Partisi Bursa Milletvekili Kemal Demirel yıllardır demiryolu gelmesi için kampanyalar düzenlemenin yanında, Bilecik ve Bandırma’dan Bursa’ya iki yürüyüş yaptı.

Şimdi de…

Bursa’dan Ankara’ya yürüyüş organize ediyor.

Üstelik…

Bu kez tek başına değil, tüm siyasi partilerin milletvekilleri ve yöneticilerinin yanı sıra sivil toplum örgütleriyle birlikte yürümeyi planlıyor.

Organizasyon için de siyasi partilere davet ziyaretlerine bugün AK Parti ve DSP il başkanlarını ziyaret ederek başlıyor.

Gençlerden siyasete aktif katkı çıkışı

Hafta içinde Ankara’da, kısa adı TDV olan Türk Demokrasi Vakfı’nda gençlerin siyasete katkısını içeren önemli bir toplantı vardı.

Toplantıya…

TDV Bursa Temsilcisi olarak, aynı zamanda Demokrat Parti Bursa İl Yönetim Kurulu Üyesi olan genç siyasetçilerden Uğur Şahan katıldı.

81 ilden gelen gençlerle gerçekleşen Sivil Siyaset Toplum ve Gençlik Projesi İl Temsilcileri Değerlendirme Toplantısı’nda öncelikli olarak gençlerin siyasette ve sivil toplum yapılarında daha fazla yer almaları ele alındı.

Ardından…

Bursaadına Uğur Şahan’ın da yer aldığı81 ilden gelen genç siyasetçilerin imzasını taşıyan bir deklarasyon hazırlandı.

Sonra da bu deklarasyon, yasal düzenlemeler yapılırken göz önüne alınması isteğiyle TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Burhan Kuzu’ya teslim edildi.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Olay Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. 28-12-2009