Toplumu heyecanlandırıyor, siyaseti de konuşturuyor

Toplumu heyecanlandırıyor, siyaseti de konuşturuyor Mustafa Sarıgül nasıl siyasetin fenomeni oldu? Vatandaşı nasıl heyecanlandırıyor? Siyasetçiler neden onu merak edip konuşuyor? En önemlisi, Sarıgül partisini kurarsa hangi partinin tabanından oy alır?


Gözlemimiz şu: Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül siyasetin fenomeni oldu.

Çünkü…

Özellikle son bir ayda Sarıgül’e giderek artan ilgi ve merak gözlüyoruz.

Bu merak…

Geçen pazar İstanbul’da Abdi İpekçi Spor Salonu’ndaki buluşma sonrası daha da arttı.

Nereye gitsek, insanlar Mustafa Sarıgül hareketini soruyor, iktidar olup olamayacağını merak ediyor.

Merak edenler arasında siyasiler de var. Hemen her partinin hemen her kademesinde Sarıgül hareketi konuşuluyor, değerlendiriliyor.

Dahası…

Siyasetten beklentisi olanlar da Sarıgül’ün nasıl bir seçmen kitlesine ve siyasi altyapıya sahip olabileceğini anlamaya çalışıyorlar.

Dün de öyle oldu…

Anavatan Partisi’nin eski il başkanı Ahmet Kömbe’nin, bir grup köşe yazarıyla sohbetinde de söz döndü dolaştı, Sarıgül hareketine geldi.

Hatta…

Yıllardır Kömbe’yle siyaset yapan Tamer Ulusdoyuran, izlediği Abdi İpekçi buluşmasını anlatırken, “Ben böyle bir kalabalık ve heyecan görmedim. Mitingleri bile katlayıp geçer” dedi.

Tüm bu gelişmelere bakıldığında ise ortaya şöyle bir gerçek çıkıyor:

Mustafa Sarıgül toplumu heyecanlandırıyor, siyasileri de hakkında konuşturuyor.

Bir şey daha:

Sarıgül hakkında konuşan siyasilerden de şöyle bir izlenim çıkıyor:

Bugüne kadar Sarıgül hareketiyle CHP ilişkilendirilip “CHP’den ne kadar oy alabileceği” üzerine tahminler yapılıyordu.

Oysa…

Son durum gösteriyor ki, Sarıgül’e tüm partilerden ve siyasetin tüm renklerinden ilgi var.

Bu hareket tüm partileri etkiler.

Ahmet Kömbe’den, DP-Anavatan birleşmesine yönelik çok çarpıcı uyarılar ve özel değerlendirmeler

Siyaset sahnesine çıkış noktası, Demokratik Sol Parti’nin kuruluş sonrası süreciydi. Osmangazi’nin kurucu belediye meclisinde DSP Grubu üyesiydi.

Ama…

Cumhuriyet Halk Partisi’nin Osmangazi İlçe Başkanı olarak kamuoyunda tanındı.

Üstelik…

Partisinin il yönetim kurulu üyelerince hakkında iddialar üretilip görevden uzaklaştırılmak istenen ilçe başkanıydı. Geçen süreç onu akladı.

Sonrasında…

Bener Özcan ile birlikte Anavatan Partisi saflarına katıldı. 16 yıllık Anavatan sürecinde yönetim kurullarındaki çalışmalarının ardından Osmangazi İlçe Başkanlığı ve Orhan Efe’nin ayrılmasıyla da İl Başkanlığı görevleri yaptı.

Son kongrede Meliha Bağcıoğulları’na yenilmesiyle il başkanlığı sona erdi.

Ahmet Kömbe’yi tüm siyasi yaşamı boyunca yakından izledik. Deneyimi kadar, Bursa için özel bir siyasetçi olduğunu da düşünüyoruz.

Nitekim…

Kongrede kaybeden bir il başkanı olarak ortadan kaybolmak yerine, yakın çalışma arkadaşlarıyla birlikte ekibi bozmadan siyasetin içinde olmayı sürdürüyor.

Dün sabah…

Bursa medyasından bir grup köşe yazarıyla bir araya gelip siyasi değerlendirmelerde bulundu.

Açıkça söylemek gerekirse, bunu bile önemsedik.

Çünkü…

Yenilmiş bir il başkanı değil, siyasete devam etmeye kararlı bir ekip siyasetçiyle karşılaştık.

••••••••••

Özellikle…

31 Ekim’de gerçekleşecek Demokrat Parti-Anavatan Partisi birleşmesiyle başlayacak olan DP sürecine yönelik çok gerçekçi değerlendirmeler yaptı, önemsenmesi gereken uyarılarda bulundu.

Gördüğümüz kadarıyla…

Kömbe ve ekip arkadaşları, Mustafa Sarıgül hareketini de siyasi anlamda yakından izliyorlar.

Ama…

“Başka gemiye atlamak isteyenlere hayırlı olsun” yaklaşımı gösteren Kömbe’nin birleşme sonrasına yönelik beklentileri aslında mesaj özelliği taşıyor:

“Demokrat Parti, Türkiye ve Bursa’da milletin önüne yeni bir şey koymak zorunda. Koyamazsa yürümez.”

Hafta sonu gittiği Güneybudaklar dağ köyünde bile insanların “İyi bir lider olmazsa olmaz” dediklerini aktaran Kömbe şuna işaret etti:

“Tayyip Erdoğan gerçeğini inkar etmemek lazım. Millet aç ve işsizken, borç içindeyken bu gerçeğin nasıl büyüdüğünü iyi anlamak lazım.”

Kaygısı da var:

“Anavatan’daki düşünce zihniyeti bu yeni yapıda da devam ederse başarılı olunamaz. Onun için, DP’nin son 10 yılı çok iyi tahlil etmesi gerekiyor.”

Israrla…

Birleşmeden yeni bir şey çıkması gerektiğinin altını çizip şunu söyledi:

“Uzun yıllar iktidarda kalan bir partinin neden kapandığını herkes iyi analiz etmek zorunda.”

Şöyle devam etti:

“Anavatan kapanırken, CHP 88 yıldır siyasi hayatına devam etmesini de araştırmak lazım.”

Şunun da altını çizdi:

“Hiçbir beklentim yok. Onun rahatlığıyla şunu açık açık söylüyorum: Yeni bir yapılanma lazım. İnşallah birleşme başarılı olur. Türkiye’nin geldiği nokta ortada. Biz neyi paylaşamayacağız ki?”

Sohbette…

Bunca deneyimine karşın kongreyi nasıl kaybettiği de sorulunca şu cevabı verdi:

“Güvenmek hataysa, o hatayı yaptım. Arkadaşlarımın önlerini açmak, görevlere getirmek, bir yerlere taşımak hataysa onu da yaptım.”

Sözünü de şöyle bitirdi:

“Siyasete kiminle başladığın değil, kiminle noktaladığın önemli.”

Son olarak…

Ahmet Kömbe ile ilgili bir gelişmeyi aktaralım:

Bir dönem televizyon programcılığı yapmıştı. Şimdi de Avrupa gazetesinde yazarlığa başlıyor.

Bursaspor’a cezaya taraftar kampanyası

Geçen hafta Bursaspor-Diyarbakırspor maçı sırasında yaşananlar ve sonrasında yapılan tartışmalar gündemdeki yerini koruyor.

Aslında…

Maçta yaşananları iki gruba ayırmak gerekiyor. Birincisi, Bursaspor taraftarlarının tezahüratı. İkincisi de, Diyarbakırsyor taraftarlarının da karıştığı koltuk kırıp atma sonucu yaralanma olayları.

Gerçi…

Futbol Federasyonu iki kulübe de ceza verdi ama, Bursaspor’a verilen 110 bin lira, eski para değeriyle 110 milyar lira hayli ağır bir ceza.

Bu da…

Bursaspor taraftarlarında farklı bir tepkinin oluşup özel bir kampanyanın doğmasına neden oldu.

Örneğin…

Erdal Çilek gönderdiği elektronik postada Bursaspor yönetimine şöyle sesleniyor:

“Diyarbakırspor maçında İstanbul basını tarafından abartılarak verilmesi sağlanan 110000 TL cezanın ödenmesinde katkım olması bakımından karınca kararınca kulübe ödeme yapmak istiyor ve bunu bir kampanyaya dönüştürmek istiyorum.”

Neden böyle düşündüğünü anlatırken ortaya koyduğu gerekçe, tartışmaların bir başka yanını sergiliyor:

“Türk bayrağı açıp, İstiklal Marşımızı okuyup Ne Mutlu Türküm Diyene dediğimiz için aldığımız bu cezayı hazmedemiyorum. Bir hesap numarası bildirmenizi rica ediyorum.”

Gerçi…

Taraftar kendi bakışıyla tezahüratı haklı görüyor ama, bir futbol takımını bölücükle suçlamanın doğru olmadığını da kabul etmek gerekiyor.

Çocuk Hastanesi’nde garip bir uygulama

Vatandaş, çocuğunu psikiyatra götürme gereği duyuyor.

Resmi hastaneler arasında çocuk psikiyatrı yalnızca Dörtçelik Çocuk Hastanesi’nde var. Oraya gittiğinde “günlük randevu verilmediğini, randevuların aylık olduğunu” öğreniyor.

Aldığı bilgiye göre…

Her ayın ilk günü telefonla yapılan başvurulardan, o ayın tamamı için muayene randevuları belirleniyor.

Vatandaş da 1 Eylül günü arıyor. Saat 10.00 gibi hastane telefonundan cevap alabildiğinde, randevuların dolduğunu öğreniyor.

Bu kez…

Bekleyip 1 Ekim günü yeniden arıyor. Fakat, hastanenin ya meşgul, ya da cevap vermeyen 413 76 00 numaralı telefonuna ulaşamıyor.

Biz de şunlara takıldık:

Bir aylık randevu uygulaması doğru mu? Ayın ilk günü mesainin ilk saatinde tüm randevular dolabilir mi? Hastanenin telefonuna neden ulaşılamıyor?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Olay Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. 03-10-2009


    İlk yorum yapan olun

    Bir yanıt bırakın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


    *