Hastane yangınıyla gelen facia eksikleri de ortaya çıkardı

Hastane yangınıyla gelen facia eksikleri de ortaya çıkardı Şevket Yılmaz Hastanesi`ndeki yangında 8 kişinin yaşamını yitirmesi sivil toplum örgütlerini bölmekle birlikte, kamu yönetiminin önemini de ortaya koydu. Bu faciadan çıkarılacak çok ders var…


Şevket Yılmaz Devlet Hastanesi bu kentin en yeni ve en modern devlet hastanesiydi. Yataklı tedavi görecek hastaların tercihiydi.

Fakat…

Gündeme hep idari sorunlarla geldi.

Yangında, Yoğun Bakım ünitesindeki 8 hastanın yaşamını yitirmesiyle de Türkiye gündemi oldu.

Bu noktada…

Siyasi partilerin olayın takipçisi olmalarını, sivil toplum örgütlerinin duyarlılığını çok önemsiyoruz. Sorumluluklarını yerine getiriyorlar.

Ne var ki…

Yangının çıkış nedenini bulacak araştırma ekibinin bile ikiye bölünmüş olması dikkat çekici. Mimarlar ve İnşaat Mühendisleri Odaları’nın bu açıklamadan çekilmelerini, dahası “kınamalarını” önemsiyoruz.

Tanıdığımız İMO Başkanı Necati Şahin böyle bir tepkiyi kolay vermez. Rahatsız eden bir şey olmalı.

En önemlisi…

Yangınla gelen faciayı Bursa’nın doğru okuması gerektiğine inanıyoruz.

Örneğin…

Cansiperane çabayla hastaların dışarı çıkarılmasına karşın, kamu yönetiminde insan yaşamı ve can güvenliğinin daha fazla önemsenmesi gerektiği net şekilde anlaşıldı.

Bu olay şunu da ortaya çıkardı:

Hastane gibi yoğun binalar fiziki olarak hep yetersiz kalıyor. Yeni bir şey yapmak için de inşaata yönelik değişiklikler yapılıyor.

Fakat…

Yeni birim açıldığında takdir edilebilen bu değişiklikler, bu tür facialarda faturaya dönüşüyor.

Ayrıca…

Anavatan Partisi İl Başkanı Ahmet Kömbe’nin dün anımsattığı gibi, yangına iki dakikada müdahale eden, cansiperane çalışan Mimar Sinan İtfaiye Grubu’nun yalnızca 3 personeli var ve yüksek merdiveni yok.

Demek ki…

Binalar kadar itfaiyemizi de elden geçirmek gerekiyor.

Türkiye-Amerika ilişkilerinde yaşananlar nasıl yorumlanmalı?

Amerika Birleşik Devletleri’nde faaliyet gösteren düşünce kuruluşları var. Bu kuruluşlar aynı zamanda dünyanın her yerindeki gelişmeler için analizler yapıyor, stratejiler üretiyor.

Foundation for Defence of Democracies, yani Demokrasileri Koruma Vakfı bu çalışmayı dünyanın her yerinde sürdüren ve belirleyici olan kuruluşlar arasında en önemlilerinden biri.

Kısa adıyla F.D.D. olarak bilinen bu vakfın CEO’su Mark Dubowitz, önceki gün bizimle olan randevusu nedeniyle, Bahçeşehir Üniversitesi Hükümet ve Liderlik Okulu Başkanı Burak Küntay ile birlikte Bursa’ya geldi.

Bir çok önemli konuyu içeren özel söyleşimizin ardından da İstanbul’a döndü.

Botanik Park’ta, Yavuz İskenderoğlu’nun Bursa’ya kazandırdığı İskender Efendi Konağı’nda konuk ettiğimiz Dubowitz’le söyleşimizin bir bölümünü dün bu sütunlarda aktardık.

Söyledikleri önemliydi…

Hamas ve Hizbullah gibi örgütlerle hükümetin görüşmesine tepki gösteriyor ve “Teröre karşı net tavır alın” diyordu. PKK ile ilgili olası gelişmelerin de uyarısını yapıyordu.

Birkaç saatliğine gelip İstanbul’a dönen ve dünya genelinde terör konularının uzmanı olan Mark Dubowitz’le söyleşimize, Bursa basınının duayen isimlerinden olan Olay gazetesinin dış politika yazarı Engin Özpınar büyüğümüz de katıldı.

Söyleşimizin konularından biri de, Türkiye-Amerika ilişkileriydi.

Dün de vurguladığımız gibi…

“Düşüncelerimin büyük bölümünün Obama yönetimi tarafından paylaşıldığına eminim” diyen Dubowitz, ikili ilişkilere yönelik ilk tespiti şöyle yaptı:

“İki ülke arasında inişli çıkışlı ilişkiler, bazen çok zor anlar yaşanıyor.”

Diplomasinin altını çizdi:

“Washington ve Türkiye’deki insanlar ilişkiler açısından birbirlerine çok olumlu davranıyorlar. O da iki ülkeyi birbirine çok yakın tutuyor.”

Kendi penceresinden bakarken “Amerika için bu işbirliği daha da önemli oldu” dedi ve dikkati şu noktaya çekti:

“Washingtondakiler Türkiye’nin önemini ve Ortadoğu ile islam dünyası üzerindeki rolünü hep konuşurlardı. Ama Obama yönetimi Türkiye ile ilişkilerde daha güçlü ilişkiler getirecek.”

Bunun nedeni şu:

“Müslüman dünyası ve Ortadoğu ile Türkiye sayesinde daha anlamlı ilişkiler oluşturacağız.”

Şunu ekledi:

“Başkan Obama ilk resmi ziyaretini Türkiye’ye yaptı. Bu çok önemli. İlk sıra için Türkiye’yi seçti. Kahire değil, İstanbul’u seçti. Kahire ikinci sırada.”

••••••••••

Ardından…

Türkiye-Amerika ilişkilerinde zaman zaman yaşanan iniş ve çıkışyları yorumladı:

“Ülkeler arasında ilişkiler karışıktır. Bazen aile içinde olaylar olur ama dışarıya aksettirmeyiz. Farklılıklar olmasına rağımen ailemizi tartışmaya açmayız. Eğer inanç ve değerleri paylaşmıyorsak zaten aile ve arkadaş olamayız. Türkiye ve Amerika ilişkileri de böyle.”

Şu noktaya özel vurgu yaptı:

“Hiç şüphemiz yok ki, aynı inanç ve değerlere sahibiz.”

Sonra…

İlişkilerin nasıl devam ettiğine işaret etti:

“İlişkilerde yanlış anlamalar ve problemler yaşansa bile temelde sorun olmuyor.”

Bu noktada…

İkili ilişkiler ülkelerin çıkarlarına göre gelişmekle birlikte, Amerika açısından özeleştiri sayılabilecek bir ifade kullandı:

“Amerika anlamalı ki Türkiye ikinci sınıf değil.”

MHP kongreleri ve beklenti…

Son iki seçimde MHP çok önemli çıkış yaptı.

22 Temmuz 2007’de Bursa’dan ilk kez 3 milletvekili gönderdi. 28 Mart 2009 yerel seçiminin, biraz da adaylarının popüleritesiyle iddialıydı.

Hatta…

MHP’nin ilk kez bu yerel seçimde sokak çalışması yaptığı, kahvehane siyasetini öğrendiği söylenilebilir.

Şimdi de kongre süreci yaşıyor.

İlçe kongreleriyle ilgili gelişmeleri meslektaşımız Yusuf Kayışoğlu’nun köşesinden izliyoruz. Sıra, cumartesi günü yapılacak Nilüfer kongresine geldi. Sonra Yıldırım ve Osmangazi kongreleri olacak.

Dün…

Osmangazi İlçe Başkanı Adem Dönmez, Bursa Ülkü Ocakları Başkanı Maksut Yazıcı ve Nilüfer Adayı Hakan Yürük ziyaretimize geldiler.

Daha önce il yönetiminde görev alan Yürük yarın eski başkan Yüksel Yılmaz’a karşı mücadele edecek.

Bununla birlikte…

Elektronik postamıza, MHP’nin kongre anlayışına yönelik bazı idda ve yakınmalar geliyor.

Gelen iletilerdeki ortak iddia, delege seçimi yapılmaması, delegelerin masa başında yazılması.

Hatta…

Yıldırım’da Özcan Mertyürek dönemindeki delege seçimlerini anımsatıp, “Kongre gibi delege seçimi olmuştu” diyenler, partinin tabanda bütünleşebilmesi için üyelere tercih yapma hakkı istiyorlar.

Anladığımız şu…

Hedefini “daha geniş alanda siyaset” olarak belirleyen MHP’nin artık parti içi siyaset uygulamasını değiştirmesinin zamanı gelmiş.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Olay Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. 29-05-2009



İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*