
Tarihçiler… Bursa kent merkezinin 5 bin yıllık geçmişi olduğunu söylüyorlar. Söyledikleri kent merkezi, eski Bursa olarak kabul ettiğimiz Hisar içi bölgesi.
Bitinyalılar kenti buraya kurmuşlar. Bizans burada yaşamış. Osmanlı burasını ilk başkenti ilan etmiş.
Ardından…
Hisar’dan çıkışın ilk adımları doğuya ve batıya doğru her tepeye kurulan cami, külliye ve medreselerle atılmış, tepeler üzerinde kent anlayışı aynı zamanda Osmanlı’nın ilk şehirleşme modeli olmuş.
Sonra…
Binlerce yıllık geçmişin ardından 700 yıllık Osmanlı kültürünün izlerini taşıyan Bursa, 1970’lerin başına kadar şimdilerde Kent Meydanı olan Santral Garaj ile sınırlandırılmış, ova toprakları tarımsal üretimini sürdürmüş.
Gelin görün ki…
Son 50 yılda Bursa zincirlerini kırmış gibi hem kuzeyindeki ovaya, hem doğuya, hem batıya doğru koşuyor ve önlenemeyen hızla büyüyor.
Üstelik…
Yumuşak zemin, sulu arazi özelliği taşıyan ovada hem konutlaşmada, hem de sanayileşmede kontrolsüz büyüme 1980’lerin ortalarından 1990’ların ilk yıllarına kadar kaçak mahalleler ortaya çıkardı.
İşte…
Bu süreç sorunlu yapı stoğu olarak yansıyor. Zemini sorunlu, imarı olmayan alanlarda kaçak yapılarda yaşayan, kaçak olmasa da teknik sorunlu yapılara eklenen eskimiş binaların çok olduğu kentteyiz.
Onun için de…
Bursa’nın gündeminde kentsel dönüşüm hep var ve kentin yenilenmesi gerektiğini hep konuşuyoruz, tartışıyoruz. Fakat gerekeni türlü yapamıyoruz.
Nitekim…
Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş’ın perşembe günü Büyükşehir Belediye Meclisi’ndeki içten konuşmasını çok önemsedik.
Açık açık uyardı:
“Bursa’nın geleceği kentsel dönüşümde. Bu dönüşüm ya bizlerin elinde kontrollü ve planlı biçimde gerçekleşecek, ya da maalesef deprem sebebiyle canların kaybı, millî servetin hebasıyla olacak. Seçim hepimizin.”
Aynen katılıyor ve Aktaş’ı yürekten destekliyoruz.
Gerçekten başka yolu yok.
