Ayağımızın altındaki yer sarsılınca aklımıza geliyor. Çevremizdeki binalar yıkıldığında korkumuz büyüyor. Fakat sonra ihmalkar yaşam devam ediyor.
O süreçte de…
Yapılan uyarılara, ortaya konan önerilere kulağımızı tıkayıp bazen kaderci davranıyoruz, bazen ekonomik gerekçeler mazeretimiz oluyor.
Oysa…
Deprem yaşadığımız bölgenin önemli bir gerçeği. Tarih boyunca buralarda depremler olmuş. Kimi yıkıp geçmiş, kimi sallayıp bırakmış.
Şu sıralarda yine sallanıyoruz ve aklımızda yine deprem korkusu var.
Hele…
İstanbul’dan başlayıp yurdun değişik köşelerine sıçrayan çürük binaların göçmesi haberleri depremle birleşince korkumuz biraz daha arttı.
Oysa…
Depremde can kaybı noktasında en etkili unsur olan yapı güvenliği konusunun uzmanları her seferinde uyarıyorlar, projeler geliştiriyorlar.
Örneğin…
Depremin sallamaya başlamadığı geçtiğimiz günlerde, kısa adı İMSİAD olan İnşaat Müteahhitleri ve Sanayicileri Derneği yönetimi ziyaretimize gelmişti.
İMSİAD Başkanı Mustafa Andıç ile Başkan Yardımcısı Osman Kalaycı, Sayman Gürol Ferik ve Genel Sekreter Faruk Özcan’la sohbet ederken söz yapı güvenliğine gelince önemli bir öneride bulundular:
“Kentsel dönüşüm başlarken, yeni binaların güvenliği için temelinde deprem izolatörü olmasını önerdik.”
Anlaşılan o ki…
İnşaat maliyetini arttırıcı bulunduğu için pek gündeme gelmemiş bu öneri, ama deprem izolatörünün ne olduğunu İMSİAD Başkanı Andıç anlattı:
“Faydaki hareket doğrultusunda binada yaşanan hareketi düzenliyor. O hareket de binanın sarsılmasını ve yıkılmasını engelliyor.”
Hatta…
Telefonundan, deprem izolatörü olan ve deprem yönünde hareket eden binalarla izolatörsüzlerin sarsılmalarını izletti. Japonya’daki tüm binalara bu sistemin zorunlu olduğu, bu nedenle binaların yıkılmadığı da çarpıcı bilgi oldu.
“Bu sistem, 100 yatak üzerindeki sağlık tesisleri için zorunlu kılındı” diyen Andıç’ın düşüncesi şu:
“Deprem izolatörleri yurt dışından geldiği için döviz maliyetini etkiliyor. Oysa sanayimiz bunları üretebilir. O zaman fiyatı düşer, kullanımı artar.”
