Kuşku yok ki… Bursa’daki en özel seçim çevresi olarak Nilüfer karşımıza çıkıyor. Nilüfer’i özel kılan etkenlerin başındaysa, Mustafa Bozbey’in üç dönem seçim kazanması geliyor.
Geçen 10 yıllık süreçte AK Parti her ilçede belediyeyi kazandı, ama Nilüfer’i aşamıyor. Bunda da, yeni Bursa olarak yapılanan Nilüfer seçmeninin, daha doğrusu Nilüfer’de yaşayanların yaşamlarına müdahale edileceği kaygısı etkili oluyor.
İşte…
30 Mart’ta seçmen korumasındaki Mustafa Bozbey ile AK Parti Adayı olarak seçimde yarışacak Dr. Mustafa Esgin biraz da bunun bilinciyle Nilüfer’de çok farklı bir seçim kampanyası yürütüyor.
Nitekim…
Dün yeni dönem projelerini açıklamak üzere belediye meclisi adaylarıyla birlikte düzenlediği basın toplantısında, Nilüfer’linin yaşam anlayışına sosyal güvence verecek açıklamalar yaptı:
“Cumhuriyet yürüyüşleri ve konserler devam edecek. Hatta son hafta Mustafa Ceceli konseri var. ”
Gerçi…
Nilüfer gibi yeni ve modern bir kentin sosyalleşmesini konserlerin sürmesiyle çok fazla ilişkilendirmek doğru değil, ama yine de bunun bir anlayış olduğunu kabul etmek gerekiyor.
Bununla birlikte…
Adayların proje açıklamalarında AK Parti yönetiminin duyarlı davrandığını görüyoruz. Osmangazi’deki proje açıklamasına milletvekilleri Hüseyin Şahin ile İsmail Aydın’ın yanı sıra İl Başkanı Cemalettin Torun ve İlçe Başkanı Cihat Çini katılmışlardı.
Dün de…
AK Parti milletvekilleri Canan Candemir Çelik ve Hüseyin Şahin ile birlikte İl Başkanı Cemalettin Torun ve Nilüfer İlçe Başkanı Alpaslan Yıldız da adayları Mustafa Esgin’in yanında yer aldılar.
Gördük ki…
Esgin’in dosyasından çıkan projeler de Nilüfer’in genel yapısı içinde beklenen projeler. Yani, sosyal yaşama yönelik geliştirilen projelerin yanında gençler için de ayrı bir sayfa açılmış.
Esgin’in yıllardır tanır ve izleriz. Sakin bir kişiliği vardır. İyi gözlemcidir. Düşünce üretir ve model geliştirir. Dinlemeyi sever. Kolay diyalog kurar ve güven verir.
Özelliklerini Nilüfer’deki adaylık kampanyasında da sürdürüyor.
Hatta…
“15 yıldır baskın bir PR, raket ve maket belediyeciliği” yapıldığı, “sahnede kuşatıcı mutfakta ise ötekileştirici ayırımcılık uygulandığı” ve “görev yorgunluğu” yaşadığı gibi sözlerle Bozbey’in sinir uçlarına dokunduğunu söylemek bile mümkün.
