Güler Buğday 30 yıllık dostumuz… Ortam ne olursa olsun inandığını ve düşündüğünü söyleyen, dobra yönüyle farklılaşan bir dost.
Siyasette verdiği mücadeleleri yakından izledik. Bilgisayarın açma-kapama düğmesini öğrendiği günün ertesinde roman yazmaya başlamasına da tanık olduk.
Annemin de Başını Ezerler Mi? adlı ilk romanını da, Dağların Rengi Kırmızı’yı da, Solun Ehrimanları’nı da baskıdan önce okuma şansımız olmuştu.
Üç kitap da sıradan romanlar değildi. Güler Buğday’ın tanıklık ettiği, bizzat yaşadığı olaylar ve gözlemlediği kişileri anlatıyordu. Yılların öğretmeni ve mücadeleci siyasetçisi Güler Buğday üretken ve kalemi sıkı bir yazar oldu.
Şimdi…
Belgesel kıvamında roman üslubuna yepyeni bir boyut kattı. Siyah-Beyaz Kitap’tan çıkan İnsanlar İhanete Tutsak bir romandan çok öteye özellikler taşıyor.
Öykünün çerçevesini şöyle çiziyor:
“Sevgili Okur, ‘Kötülük sırtını ihanete dayar’ sözünü çok önemsiyorum. Çünkü tüm karanlık ilişkilerin ve kötülüklerin temelinde ihanet vardır. İhanetin her türü acı verip can yakar. İnsanı üzer, incitir, perişan eder. Ancak ülkeye ve halkına yapılan ihanet yıkım yapar, tükenişe ve felakete sebep olur.”
Açıkçası…
Bir dönemin ve kişilerin tanıklığını merak edenlerin elinden düşüremeyecekleri, okurken tanıdıkları kimi isimleri satır aralarında kolayca bulabilecekleri bir roman. Güler Hanımın kalemline sağlık.
