Gerçi… Başta Başbakan Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere, iktidar sözcüsü konumundaki siyasi otoriteler mart ayı hedefini “ilk kez sivillerin yazdığı yeni anayasa” olarak gösteriyorlar.
Ama…
Gelişmeler, yeni anayasa hedefinin bir adım sonrasının da yeni sistem olabileceği izlenimini giderek güçlendiriyor,
Daha açık söylemek gerekirse…
AK Parti’nin halen Meclis’ten uzlaşma sağlayarak çıkarmayı arzu ettiği, fakat bu olmadığı takdirde kendi tasarısı için hazırlık yaptığı ilk sivil anayasa metninin, Türkiye’ye özgü bir Başkanlık sistemi getirmesi bekleniyor.
İşin bir de matematik tarafına bakmak gerekiyor.
AK Parti’nin Meclis’te 325 milletvekili var. Eğer TBMM’de anayasa 367’nin üstünde bir oyla kabul edilirse, zaten doğrudan yürürlüğe giriyor. 330 ile 367 arasında bir oyla kabul edilmesi halinde de referandum yolu açılıyor.
Anlaşılan o ki…
Yeni anayasayı halka daha kolay anlatabileceğini düşünen AK Parti, öncelikle referandum yolunu açacak sayıya ulaşmayı hedefliyor.
Nitekim…
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in dün bu sütunlardan aktardığımız değerlendirmesi tam da bu noktaya işaret ediyor.
Referandum için 5 oya ihtiyaçları olduğunu söyleyen Çelik’in değerlendirmelerinde dile getirdiği “Mart ayında yaşanabilecek Meclis hareketliliği” beklentisi AK Parti’ye katılabilecek milletvekilleri olabileceği anlamına mı geliyor bilemiyoruz, ama böyle bir ortamda daha da önemli hale geliyor.
Peki…
İlk kez siviller tarafından yazılmakta olan ve mart ayında gündemimize gireceği anlaşılan yeni anayasa ile birlikte nasıl bir yönetim modeli tartışmaya açılacak?
Aslında…
Böyle bir soruya verilebilecek cevap belli:
Amerika’daki gibi Başkanlık ve Fransa’daki gibi Yarı Başkanlık olarak adlandırılan iki sistem var.
Fakat…
Başbakan Erdoğan’ın daha önceki söylemlerinden “Türkiye’ye özgü, yeni bir başkanlık modeli” üzerinde durulduğunu da anımsamak gerekiyor.
Gerçekten de…
Siyasetin ve ülke yönetiminin yeni baştan şekillenebileceği bir sürece giriyoruz. Görünen o…
