Son günlerde… Kamuoyu gündemine gelen tartışma konularından biri de, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın konuşmasındaki kuvvetler ayrılığı vurgusu oldu.
Konuşma…
Önce “Erdoğan’ın kuvvetler ayrılığına karşı olduğu” algısına yol açtı. Sonra kendisi “kuvvetler ayrılığını en güçlü savunan olduklarını” söyledi.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Hüseyin Çelik’le sohbet ederken kuvvetler ayrımı ifadesiyle doğan tartışmayı da konuştuk.
Net olarak şunu söyledi:
“Sayın Başbakan güçler ayrılığı prensibine karşı değil. Zaten buna karşı olmak bugün için akla ziyan bir durumdur.”
Şunu özellikle vurguladı:
“Sayın Başbakan güçler ayrılığı prensibine değil, bu prensibin çarpık uygulamalarına karşı.”
Karşı olunan çarpık uygulamalar noktasında çarpıcı bir soruyla örnek verdi:
“Laiklik ilkesi aslında bütün dinler ve inançlar için bir garantiyken, siz Türkiye’de laikliğin dinsizlik şeklinde uygulanmasına karşı çıkarsanız, şimdi laiklik prensibine karşı mı olursunuz?”
Bir örnek daha verdi:
“Sayın Başbakan geçenlerde Mısır’a gitti, Müslüman Kardeşler’e laikliği anlattı. Ama laiklik ilkesinin Türkiye’deki uygulamalarından hepimiz şikayet ediyoruz.”
Sözü şuraya bağladı:
“Bu, laikliğe karşı olmak anlamına gelmez.”
Örneği çarpıcı bir soruyla değiştirdi:
“Mesela, siz gazeteci olarak Türkiye’deki hukuk sistemi ve adalet yapımızla ilgili yanlışlıkları, eksikleri, aksaklıkları dile getirirseniz hukuk ve adalete karşı mı olursunuz?”
Noktayı da koydu:
“O nedenle, meseleyi bu çerçevede değerlendirmek lazım. Zaten Sayın Başbakan da cevabını bu doğrultuda verdi.”
–“Halk geleceğinden endişe etmesin”–
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Hüseyin Çelik sohbetimiz sırasında Türkiye’nin yol haritası ile ilgili değerlendirme de yaptı.
Dedi ki:
“Türkiye’nin önündeki, başta Kürt meselesi olmak üzere kronik problemleri de hukuk devletinden ve demokrasiden sapmadan, şaşmadan çözme çabası içindeyiz.”
Şu mesajı verdi:
“Halkımız asla geleceğinden endişeli olmasın.”
