Toplantı dün saat 16.00’da başladı. 5 ilçede Demokrat Parti’nin teşkilatı olmadığı için 12 ilçe başkanı ve İl Yönetim Kurulu üyeleri vardı. Ankara’dan da Genel İdare Kurulu’nun Anavatan kökenli üyesi Salih Sarı ile DP kökenli üyesi İbrahim Çetinkaya gelmişlerdi.
Saat 20.00 civarında biten toplantıda ilçe başkanlarının GİK üyelerine patlamasını bu sayfalarda aktardık.
Ardından…
DYP ve DP dönemlerinde Bursa’da il başkanlığı yapan, Genel Başkan Yardımcısı olarak bir döneme imza atan, ama referandum kampanyasında Süleyman Soylu ile birlikte evet oyu için çalıştıkları gerekçesiyle DP’den ihraç edilen Harun Akın aradı.
Akın’la, toplantıda yapılan konuşmalar üzerine sohbet ettik.
Altını çizdiği ilk nokta, “Cindoruk’un bir kavşakta beklediği” ifadesi oldu.
“Cindoruk durmadan bir kavşakta beklediğini, partiyi cami avlusunda bulmadığını söylüyor. Bu kongreye yönelik çalışmalarda da kongrenin yapılıp yapılmayacağı sorulduğunda ‘Ben bu partiyi cami avlusunda bulmadım’ diyor.”
Şunu vurguladı:
“Unuttuğu bir şey var: Bu partiyi cami avlusuna bırakan ekibin en önde gelen adamıdır. 16 Mayıs 2009 kongresinde tekrar genel başkan olduğunda partiyi bıraktığı yerde, cami avlusunda aradı ama bulamadı. Çünkü partiyi cami avlusundan bu partinin evlatları kurtarmıştı ve partiyi ayakları üstünde durabilecek hale getirmişlerdi.”
Sonrasında…
“Cindoruk herhalde buna sinirlenmiş olacak ki, bu partiyi cami avlusundan kurtaran adamları ihraç ederek bir kez dala tarihe geçmiş oldu” dedi ve şunu ekledi:
“Sayın Cindoruk kavşakta beklediğini söylüyor. Kavşakta beklemeye devam edecektir. Edecektir, çünkü sinyalizasyon bozuldu. Ama o sinyalizasyonun bozuk olduğunu fark edecek öngörüde bile değil.”
Bir de vurgu yaptı:
“Eski siyaset anlayışını devam ettirmekte ısrar eden bu insanlara millet yeşil ışığı hiçbir zaman yakmayacak.”
Eleştirdiği bir nokta daha var:
“Partiyi hak edecek bir genel başkan bulmadan bırakmam demiş. Sayın Cindoruk günlük gazeteleri ve akşam TV kanallarını seyretse bu söylediği lafın ne kadar çağdışı anlam ifade ettiğini görür diye düşünüyorum.”
Bu noktada…
Akın’a göre, Cindoruk’un atladığı nokta şu:
“Türkiye’de insan hak ve özgürlükleri konuşuluyor. Demokrasi kalitesinin yükseltilmesi konuşuluyor. Resmi devlet ideolojisinin terk edilmesi gerektiği ve Türkiye’nin bundan uzaklaşması gerektiğini ölümüne tartışılıyor. Cindoruk da hâlâ kim hak ederse ona bırakırım diyor.”
Uyarı da yaptı:
“Bir şeyi karıştırıyor gibi geliyor bana. DP kitle partisidir. Kimsenin babasından miras şirket değildir. DP’nin kime teslim edileceğini yine bu partinin tabanı bilir.”
Şunu da anımsattı:
“Eğer buna Cindoruk karar verecekse o zaman kongreye gerek yok. Birini işaret etsin getirsin. Ama işaret ettikleri hep fos çıktı. Sünnet çocuğu gibi elinden tutup kapı kapı genel başkan adayımız diye gezdirdiği insanlar başka partilere genel başkan yardımcısı oldu. O kişi şimdi Cindoruk’u gittiği partiye davet ediyor.”
Bakışı şu:
“Yeni Türkiye’yi okuyabilecek, milletin önüne yeni projeler koyabilecek çağdaş bir demokrat partiyi çağdaş ve demokratik bir yapıyı oluşturabilecek vizyon sahibi insanları bu parti bulup çıkarmakta her zaman başarılı olmuştur. Bunun son örneği 2009 yerel seçimleridir. Sayın Süleyman Soylu başkanlığında yüzde 4 oy almış DP bugün sayın Cindoruk genel başkanlığında yüzde yarımlarda sürünmektedir.”
Bütün bu Genel Merkez eleştirilerinin ardından sözü dün akşam yapıolan toplantıya getirdi:
“Genel Merkez’den gelen değerli arkadaşlarımız ilçe başkanlarının ‘Genç isimleri istiyoruz’ diye itiraz etmeleri karşısında ‘Biz bu partide gençlere yer verdik’ demişler ve Süleyman Soylu, Salih Uzun, Erkan Mumcu’yu örnek göstermişler.”
Ciddi bir noktayı anımsattı:
“Ankara’dan gelen değerli GİK üyeleri bir şeyi atlıyorlar. Salih Uzun çekip bir yere gitmedi. Halen DP Genel Başkan Yardımcısı. Suçladıkları kişi, birlikte mesai yaptıkları ve partinin Genel Başkan Yardımcısı’dır.”
Şunu da sordu:
“Soylu’ya başarılı olamadı diyen bu arkadaşlara bir şey hatırlatmak isterim. 2009 yerel seçimlerinde başta bugünkü Genel Başkanları olmak üzere kendileri hangi partiye oy verdiler? Bu partinin arkasında mı durdular, bölmek için mesai mi harcadılar? Bütün bunlara rağmen 2009 Mart’ındaki DP ile bugünkü DP arasında olumsuz yönde dağlar kadar fark oluştu.”
Toplantıya bakışı ise şu:
“Ben o toplantıda bulunan ilçe başkanlarının tamamını yakından tanırım. Bir çoğu beraber mesai yaptığım kardeşlerim, arkadaşlarım. GİK üyelerinin yerinde olmak istemezdim. Yazınızdan da anlıyorum ki, ilçe başkanları ve teşkilat karşısında çok komik ve zavallı duruma düşmüşler.”
Aklına gelen gerekçe şu:
“Siyaset böyle bir şey. Verdiğiniz sözleri yerine getirmek durumundasınız. 16 Mayıs 2009 kongresinde verilen sözleri ne ilçe başkanları ne de teşkilat unuttu. Vaad ettikleriniz vardı, hiçbirini yerine getirmemekle büyük bir yalan söylemiş olduğunuz ortaya çıktı. Bugün bunun hesabını sormak pek tabii ilçe başkanları ve teşkilatın da en doğal hakkıdır.”
Değindiği son nokta ise şu oldu:
“Lideri taban çıkarır demişler. Siz genel merkez olarak tabanın önünü tıkamazsanız bu taban liderini bulur. Yeter ki gölge etmeyin başka ihsan istemiyoruz.”
