Uzmanı uyarıyor… Araçların kalitesi arttı ama yol kalitesi artmadığı için hız limitinin yükselmesi tehlikeli

Araç kullananların, özellikle de modeli ve kalitesi yüksek araç kullananlar genellikle “Yahu kardeşim bu arabaların teknik özellikleri çok gelişti ama kağnı hızında gitmeye zorlanıyoruz. Arabaya haksızlık” yakınmasını dile getirirler.
Haksız da sayılmazlar.
Ülkemizde üretilenler olsun, ithal edilenler olsun, otomobillerdeki yeni modellerin kalitesi gerçekten çok yükseldi. Aynı şekilde, araçların güvenlik sistemleri çok gelişti.
Öyle olunca…
Sürücünün ayağının altında yağ gibi kayıp giden, giderken de hiç ses geçirmediği için hızı bile anlaşılamayan araçları düşük hız limiti içinde tutmak güçleşiyor. Sürücü yakınmaları da bu noktada başlıyor.
Ama…
Şöyle de bir gerçek var:
Ne yazık ki bu ülkede trafik kazalarının büyük bölümü, özellikle de trafik kazalarındaki can kayıplarının büyük bölümü aşırı hız yapmaktan kaynaklanıyor.
Bir anda kanatlanıp gidiveren araçlar, durmaları gereken zamanda durmayı başaramıyorlar.
Kuşku yok ki…
Bunda araçların hızlarına göre uzayan fren mesafesinin yanında, artan araç kalitesiyle aynı parallelikte olmayan yol kalitesi çok etkili.
Nitekim…
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin bölünmüş çok şeritli yollarda hız limitini 110 kilometreye çıkarması üzerine işin uzmanından, Karayolu Trafik ve Yol Güvenliği Derneği yöneticilerinden Hasan Göktaş’tan bir elektronik posta geldi.
Göktaş, alınan kararı sorguladığı iletisinde, TBMM’de bölünmüş yollarda hız sınırını 110 kilometreye çıkaran yasal düzenlemenin “gerek yol mühendisliği ve gerek sürücülerin çok yetersiz direksiyon eğitimi almaları nedeniyle daha çok ölümleri tetikleyeceği” görüşünde.
En önemlisi…
Yol güvenliği uzmanı, bu kararın siyasi olduğuna inanıyor ve çıkmış olması nedeniyle de “Türkiye’nin her yıl trafikte kaybettiği 10 bin candan ders almadığının siyasal göstergesi” kabul ediyor.
Bunu söylerken şu gerçeğe de işaret ediyor:
“Meclis bölünmüş yollarda hız limitini 110 kilometre olarak belirledi ama bu limitin yüzde 10’u oranındaki artış da trafik uygulamasında geçerli bir kural. O nedenle hız limiti otomatikman otomobillerde 121 kilometreye çıkmış oluyor.”
Ardından da…
Ortaya çıkan tabloyu “teknik açıdan olayın yanlışlığı”, “sürücü eğitimi açısından yanlışlığı” ve “araç sürücülerinin taleplerinin yanlışlığı” adları altında üç ana başlıkta topluyor.
İlk olarak…
Konunun “teknik açıdan yanlışlığı” üzerine 5 maddede yorum yapıyor:
Bir…
“Çok şeritli bölünmüş yollar tek şeritli yolların yanına yeni bir yol yapılması ile gerçekleşmektedir. Bunun da amacı yollarda sollama tehlikesini ortadan kaldırırken karşıdan gelen araçlarla kafa kafaya çarpışmasını önlemek ve araç konvoylarının arkasında beklemeden sürekli yol almaktır. Yani güvenli bir yolculuk ve taşımacılık yapmaktır.”
İki…
“Çok şeritli yolların mühendislik altyapısı, yolların iç ve dış bükey eğimi, yolların yarıçapları tek şeritli yollar gibidir. Böyle bir yapılanmada mühendislik hızı saatte 90 kilometre  olup, yüzde 10 artırma ile otomobillerde bu hız saatte 99 kilometre olmaktadır.”
Üç…
“Hız artması halinde intikal mesafesi, fren mesafesinin yetersizliği, yakın takibin tehlikesi de giderek artmaktadır.”
Dört…
“Hızdan dolayı 1 kilometre artış yaklaşık 3 kat riski doğurmaktadır. Hızın artması halinde yaralanma kat sayısı karesi ile ölüm oranı da dördüncü kuvvette artmaktadır.”
Beş…
“Türkiye de ki toplam ölümlerin yaklaşık yüzde 50’si hızdan kaynaklanmaktadır.”
İkinci olarak…
Trafik ve Yol Güvenliği Uzmanı Hasan Göktaş kararın yanlışlığını “sürücü eğitimi açısından” iki maddede ele alıyor:
Bir…
“Türkiye de sürücü eğitiminde 10 saat direksiyon dersi verilmekte ve imtihanlarda da yaklaşık 200 metre araç süren sürücü belgesi almaktadır. Böyle bir eğitim programında kurallar ve direksiyon hakimiyeti adayda yerine oturmamıştır.”
İki…
“Diğer ülkelerde sürücü eğitiminde yaklaşık 100 kilometre gündüz ve 100 kilometre gece sürüş eğitiminin tamamlanması vardır. Direksiyon eğitiminin süresi 30-40 saate bile çıkmaktadır. Tam öğrenene kadar süre limiti yoktur.”
Üçüncü başlık olarak da “araç sürücülerinin taleplerinin yanlışlığı” üzerine çok önemli tespitler aktarıyor:
“Araç sürücüleri araçlarındaki hız gösterge limitlerine göre düşünmüyorlar. Taleplerinin gerekçelerini de buna bağlıyorlar. Oysa, araçlardaki hız göstergeleri, sürücülere bu hızı yapabilecekleri anlamına gelmiyor.”
Nedenini şöyle açıklıyor:
“Araçların hız limitleri; yolların çeşitleri, yerleşim yerlerinin güvenliği, yakıt sarfiyatı, araç içinde yolculuk yapanların güvenliği gibi pek çok özellik dikkate alınarak uluslar arası kural olarak belirleniyor. Bu kararlar alınırken araçların hız göstergeleri en son dikkate alınıyor.”
Tespit, yorum ve uyarılarının ardından Hasan Göktaş işin uzmanı olarak beklentisini şöyle açıklıyor:
“Trafik terörünün her yıl binlerce can aldığı, binlerce kişiyi de sakat bıraktığı ülkemizde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden geçen bu kanunun Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından veto edilmesini diliyoruz.”