Maden-İş’ten mektup: Maden faciasının arka yüzünde neler var?

Maden-İş’ten mektup: Maden faciasının arka yüzünde neler var?  19 madencinin yaşamını yitirdiği facia, maden ocaklarındaki işleyişin arka yüzünü de ortaya çıkardı. Maden-İş’ten MHP Bursa Milletvekili Özensoy’a gönderilen mektuptaki iddialar rahatsız edici…


Mustafakemalpaşa’da 19 madencinin grizu patlaması sonucu göçük altında yaşamlarını yitirmesi ülke genelinde büyük bir üzüntüye yol açtı.

Faciayla…

Yerin 200-300 metre altından kömür çıkaran madencilerin dramları da bir kez daha gözler önüne serildi.

Bu noktada…

Hükümet, faciada yaşamlarını yitiren madencilere emeklilik hakkı tanıdı ama ocak 6 ay kapatıldığı için, madenin diğer çalışanları bu kez eve ekmek götürememe sorunuyla baş başa kaldılar.

Gerçi…

Maden sahibi Nurullah Ercan’ın kazadan 8 gün sonra ortaya çıkıp Adliye’de ifade vermesiyle olay yeniden canlanır gibi oldu ama, yakın bir zaman sonra unutulup Türkiye’deki maden faciaları arasında bir istatistik olarak kalacak.

Ateş de düştüğü yeri yakacak.

••••••••••

İşte…

Bu süreç içerisinde Milliyetçi Hareket Partisi Bursa Milletvekili ve TBMM KİT Komisyonu Üyesi Necati Özensoy’a bir mektup geldi.

Mektupta…

Türk-İş’e bağlı Maden-İş Sendikası Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Levent Eşiyok’un imzası vardı.

Bilgilendirme amacıyla Özensoy’a gönderilen mektup daha çok Mustafakemalpaşa’da facianın yaşandığı maden ocağının sahibi olan ve ifade verdikten sonra serbest kalan Nurullah Ercan’ın işletme anlayışını gözler önüne seriyor.

Örneğin…

Ercan’ın sahibi olduğu Barış Madencilik’e ait Gediz ilçesi Gökler kazası adresinde 39 işçinin çalıştığı kömür işletmesinde, 26.03.2006 günü su basması üzerine üretimin durduğu ve işveren tarafından ücretsiz izin uygulamasına gidildiği, fakat ocak açıldığında işverenin işçileri geri çağırmadığı bilgisine yer veriliyor.

Bunun üzerine…

39 işçi yargıya başvurmuşlar ve ortalama 10’ar bin lira tazminata hak kazanmışlar.

Ne var ki…

İşveren aleyhine icra başlatıldığında, Barış Madencilik adlı firmanın ve şirketin içinin boş olduğu görülmüş. Ercan’ın mal varlığına ise ulaşılamamış.

Bunları aktardıktan sonra “Nurullah Ercan söz konusu alacakları halen ödemedi” diyen Maden-İş Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Levent Eşiyok şöyle devam ediyor:

“Yerin metrelerce altında, bazen bir yumurta ve tüm ekmekle, bazen de bir kalıp helva ve yarım ekmekle karnını doyurabilen, belirli bir tonaj tutturulamadığı durumda asgari ücret üzerinden aldığı yevmiyesi kesilen maden emekçileri üyelerimiz çok mağdur oldular, olmaya da devam ediyorlar.”

Bir bilgi daha veriyor:

“Sendikamız üyesi olmayan, ancak Nurullah Ercan’a ait Bolu ilindeki Kuzey Anadolu Madencilik’te çalışan 24 maden emekçisinin, yine Nurullah Ercan’a ait Üçpınar Madencilik’te çalışan 53 maden emekçisinin alacaklarının da şirketlerin içlerinin boş olması nedeniyle tahsil edilemediğini, bu arkadaşlarımızın da mağdur olduklarını tespit ettik.”

••••••••••

Okurken insan ister istemez ürperiyor.

Devletten çok sayıda maden ocağını işletmek üzere alan Nurullah Ercan’ın üretme çabası elbette takdirlik. Kazancında ya da ticari bağlantılarında da kimsenin gözü yok. Allah da daha çok versin.

Fakat…

Ortada, yerin yüzlerce metre altında çok güç koşullarda çalıştırılan madencilerin haklarının verilmemesi gibi bir tespit var.

Nitekim…

Maden-İş’in mektubunda bu vurgulanıyor:

“Nurullah Ercan’a ait halen faal bulunan Arafa, Bükköy ve Ercan gibi madenler de mevcut. Buralardaki çalışma koşulları da diğerleriyle aynı.”

Tespit şu:

“Nurullah Ercan maden emekçilerinin haklarını almalarının önüne geçmeyi adet haline getirdi.”

Çakmak’a göre Uludağ Üniversitesi ikiye bölünüp bir Teknik Üniversite oluşturulmalı, İnegöl’e de ayrı üniversite kurulmalı

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde dün Milli Eğitim Bakanlığı bütçesiyle ilgili tartışmaları izlerken aklımıza geldi.

Geçen yıl…

Adalet ve Kalkınma Partisi’nin Bursa milletvekilleri, kentte izleyecekleri konuları paylaşırlarken Hayrettin Çakmak üniversite konusunu üzerine almıştı.

Hatta…

Bursa’ya ikinci bir üniversite kazandırılmasıyla ilgili yasal düzenleme için önhazırlık bile yapmıştı.

Dün…

Meclis çalışmaları arasında Hayrettin Çakmak’a ulaştık ve Gemlik ile İnegöl arasında başlayan üniversite yarışı ile ilgili görüşünü sorduk.

Konuya…

Kendisinin ilgilenmeye başladığı noktadan girdi:

“Biz Bursa’ya bir Teknik Üniversite kurulmasını istiyoruz. Bu konuyu YÖK Üyesi Prof. Dr. Atilla Eriş ile de konuştum.”

Şunu söyledi:

“Atilla Hoca, Teknik Üniversite’ye olumlu bakmıyor. İstanbul Teknik Üniversitesi’nde Güzel Sanatlar, Karadeniz’de de Tıp Fakültesi kurulmasını örnek göstrip amaç dışına çıkıldığını düşünüyor.”

Bakışı şu:

“Ama ben onun gibi düşünmüyorum. Üniversiteler döner sermayelerini güçlendirmeyi düşünüyorlar. O nedenle de gelir getirecek fakülteler açmak istiyorlar.”

Şunu ekledi:

“Bursa’ya arzuladığımız Teknik Üniversite’de Tıp Fakültesi olacağını sanmıyorum.”

Ardından…

İçinde bulunduğumuz süreçte yarışa dönen çalışmaları değerlendirdi:

“Uludağ Üniversitesi’nin 45 bin öğrencisi var. Bu kadar çok sayıda öğrenci üniversitelerde yönetebilme sorunlarına yol açabiliyor. O bakımdan, Uludağ Üniversitesi’nin bölünüp bünyesinden bir Teknik Üniversite çıkmasını uygun görüyorum.”

Şuna işaret etti:

“Bakın, Uludağ Üniversitesi kampusunda teknopark var. Teknik Üniversitesi altyapısı olabilir. Eğer Teknik Ünivcersite ayrı kurulur da teknopark Uludağ’da kalırsa bu da başka sorun olur.”

Şöyle devam etti:

“İnegöl’de Sayın Mehmet Yıldız’ın yaptırdığı bir kampus var. Hazır bir üniversite alanı… Doğrusu bu da iştah kabartıyor.”

Formülü şu:

“Bu kampus değerlendirilebilir ve İnegöl’e ayrı bir üniversite kurulabilir. Büyükşehir sınırlarının da dışı olduğu için İnegöl’e ayrı üniversite daha doğru olabilir.”

Çıkış noktası şu:

“Bursa artık 2.5 milyon nüfuslu kent. Onun yarısı kadar olmayan Eskişehir’de bile iki üniversite var. Bursa üç üniversiteyi rahatlıkla kaldırabilir. Ayrıca vakıf üniversitelerini bile rahatlıkla taşıyabilir.”

Sözlerini şöyle tamamladı:

“Ancak bunlar benim kişisel görüşlerim. Henüz arkadaşlarımla bir araya gelip tartışmadık. Ayrıca, Bursa’ya da sormak ve sivil toplum örgütlerinin görüşlerini almak gerekiyor.”

AK Parti İstanbul Çakmak’a emanet

Adalet ve Kalkınma Partisi teşkilat çalıştırmalarında farklı yöntemler uyguluyor.

Geçen dönem uygulanan il ve bölge koordinatörlüğü sisteminin değiştirildiğini, 6 bölge oluşturularak teşkilatların takibe alındığını bu sütunlardan duyurmuştuk.

Bursa’nın da yer aldığı ve 1. Bölge olarak adlandırılan Marmara sorumluluğu Genel Başkan Yardımcısı Enver Yılmaz’a verilmişti. İl sorumluları belirlenirken de Yılmaz önceki gün Hayrettin Çakmak’a İstanbul sorumlusu olduğunu tebliğ etti.

Bir başka Genel Başkan Yardımcısı olan Nükhet Hotar da Çakmak’ın İzmir’e verilmesini istiyor.

Rıdvan’ın kehaneti ve uçaktaki milletvekili

Son dönemde futbol yorumculuğu ve tahmin konusunda Rıdvan Dilmen gerçekten bir numara. En mantıklı, en farklı ve çarpıcı yorumları o yapmanın yanında pozisyonların sonucunu tahmin edebiliyor.

Dün sabah, Habertürk kanalında konuk olduğu Hafta Sonu programında cuma günü yaşadığı ilginç bir diyaloğu açıkladı.

Rıdvan Dilmen uçakla Ankara’dan İstanbul’a geliyormuş. Uçakta biri İstanbul, diğeri Bursa iki de milletvekili varmış.

Havaalanı trafiği nedeniyle uçak İstanbul üzerinde tur atmaya başlayınca milletvekilleri “Eyvah, Beşiktaş-Bursaspor maçına yetişemeyeceğiz” diye telaşlanmışlar. Sonra da dönüp “Maç ne olur?” diye sormuşlar.

O da…

“3-2 biter, ama kimin kazanacağını bilmem” cevabını vermiş.

Tahmin güzel de, arkadaşları Meclis’te çalışırken maça giden Bursa Milletvekili kim acaba?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Olay Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. 21-12-2009