Erdoğan’dan sonra okyanusun ötesinden Türkiye’nin görünüşü

Erdoğan’dan sonra okyanusun ötesinden Türkiye’nin görünüşü  Başbakan Erdoğan’ın ziyareti sonrası Amerika’dan Türkiye nasıl görünüyor, neler yapması bekleniyor? Türkiye’deki alternatif siyaset arayışlarına nasıl bakılıyor? FDD CEO’su Mark Dubowitz açıklıyor…


İzleyenler biliyor… Amerika’da, dünyanın her yanında faaliyet gösteren düşünce kuruluşları var. Bunların başında ise, FDD kısa adıyla tanınan Foundation For Defence Of Democracies, yani Demokrasileri Koruma Vakfı geliyor.

İşte…

Bu önemli vakfı CEO olarak yöneten Mark Dubowitz’i 27 Mayıs 2009 günü Bursa’da ağırlamıştık.

O gün…

Botanik Park’ta, Yavuz İskenderoğlu’nun elinden çıkma döner kebabı yerken, Türkiye’yi çok iyi bilen ve çok yakından izleyen Dubowitz çarpıcı bir benzetmeyle “Türkiye’nin İskender Diplomasisi yapmasını” önermişti.

Acaba…

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Amerika ziyareti ve Obama görüşmesinden sonra, Türkiye fotoğrafı okyanusun ötesinde Mark Dubowitz’in penceresinden nasıl görünüyor?

Cevabı sarsıcı:

“Türkiye eğer Amerika ve İsrail ile olan ilişkilerini bozmazsa bölgede çok önemli bir oyuncu olabilir. Fakat, Ankara’dan gelen Amerika ve İsrail karşıtı seslerin çok faydalı olduğunu söyleyemem.”

Gerçi…

Soruları gönderirken DTP için henüz kapatma kararı verilmemişti, ama şu sözleri önemli:

“Türkiye dünyadan gelen saygıyı kabul edip bu durumdan hoşnut olabilecek bir ülke. Ama bunun sağlanması için temel demokratik değerlerine, hukuk devletine, güçlü bir medya yapısına sadık kalmalı, aşırıcı rejimlere ve şiddete karşı durmalı.”

Devam ediyor:

“İran konusundaki yaptırımlara karşı çıkıp Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu’nun delillerine rağmen İran’ın nükleer silah programı olduğunu inkar etmeye devam ederse, bölgede sağladığı uluslararası saygınlığını kaybeder.”

Bir de uyarı yapıyor:

“Eğer İran nükleer bir bomba yaparsa, İsrail, Mısır, Suudi Arabistan, Ürdün ve Fas gibi diğer ülkelerin de nükleer silahlanmasına sebep olacağından Türkiye için ciddi tehlikeler doğurabilir.”

••••••••••

Peki…

Böyle bir zeminde Obama’nın duruşu ne? İşte Dubowitz’in gözlemi:

“Obama göreve başladığında iç politik unsurlar olan ekonomi ve sağlık reformlarıyla ilgilendiği için dış politikada zor bir dönem yaşadı. Bazı politikaları çok fazla ve çok hızlı yapmaya çalıştığı için somut bir başarı elde edemiyor.”

Yorumu şu:

“İran ile uzlaşma stratejisi doğru bir yaklaşımdı. Ama nükleer silahlandırmayı durdurmak için İran rejimini ikna etmeye yetmeyen bir yaklaşım oldu.”

Ardından…

Türkiye’yi de ilgilendiren bir başka bölgeye işaret ediyor:

“Obama Afganistan konusunda generallerine ve askerlerine, isyanlara karşı koyma stratejisinde destek olarak doğru politika izliyor.”

Gerekçesi şu:

“Amerika ve NATO Afganistan’da kaybetmeyi göze alamazlar. Çünkü bu durum istikrarlı ve güvenli Pakistan’da yıkıcı sonuçlara yol açabilir. Şiddet Afganistan-Pakistan sınırı tanımıyor. ”

Şunu da ekliyor:

“Obama Rusya, Çin, Avrupa ve İslam dünyasında izlediği dış politikayı somut bir başarıya dönüştürmeli. Yoksa gereğinden fazla başkanlık kredisini doldurduğu gerekçesiyle eleştirilir.”

Mark Dubowitz’e göre, halk desteğini arkasına alan merkez sağ hareketi siyasete çok anlamlı alternatif vizyon seçeneği sağlar

Amerika’nın en önemli düşünce kuruluşlarından Foundation For Defence Of Democracies, kısa adıyla FDD CEO’su Mark Dubowitz için, “Bir ayağı Türkiye ve Türkiye’nin de içinde yer aldığı coğrafyada” dense yeri.

O bakımdan…

Türkiye dahil, bölgemizdeki tüm siyasi hareketleri, akımları ve günlük siyasi faaliyetleri yakından izliyor.

Üstelik…

Geniş bir çevreye sahip olduğu ve çok kişi tanıdığı için de siyasi yapıların gelişmelerini biliyor, hatta yorumlayabiliyor.

Bu nedenle…

FDD CEO’su Mark Dubowitz’e, Türkiye’deki alternatif siyaset arayışları ve politik oluşum girişimlerini nasıl gördüğünü sorduk.

İlk tespiti şu:

“Türkiye’de yakın zaman öncesine kadar neredeyse tüm siyasi partiler merkez partisi olma hedefine yönelik kendi politikalarını yeniliyor ve yapılarını yeniden şekillendirmeye çalışıyorlardı.”

Şunu ekliyor:

“Oysa Türkiye’nin siyaset çizgisine baktığımızda, genellikle iktidarların merkez sağdan çıktığı görülüyor.”

Şu yorumu yapıyor:

“Merkez Sağ Hareketi’ni yeniden şekillendirmek; Menderes’in Demokrat Partisi, Demirel’in Adalet Partisi ve Özal’ın Anavatan Partisi’ni yeniden tanımlamak açısından çok önemli.”

Şunun altını çiziyor:

“Bu üç önemli partinin devamı olan partiler 1950’lerin, 1960’ların ve 1970’lerin görüş ve tutumlarını yansıtmıyorlar. Çünkü o dönemler geride kaldı.”

Olması gereken şu:

“21. yüzyıl Türkiye’sinin küresel ve bölgesel konularda sorumluluk alabilen, küresel ve de özellikle bölgesel liderlik rolünü benimseyen tutum ve düşünceler içinde olması gerekir.”

Şu sözleri çok önemli:

“Siyasi oluşumların; Türkiye’nin dış politika ve ekonomik kalkınmada izleyeceği kendine özgü politikalarla dünyadaki rolünün önemini, tarihini, demokratik değerlere bağlılığını ve uluslararası arenadaki sorumluluk sahibi tavrını yansıtması gerekir.”

Tam bu noktada çok özel bir değerlendirme yapıyor:

“Türkiye’deki siyaset anlayışını ve alternatif oluşturmaya yönelik yeni siyasi hareketlerle oluşum çabalarını yakından izliyorum.”

Ardından…

“Merkez Sağ hareketi olarak gelişen oluşumu önemsiyorum” diyor ve özel bir yaklaşım gösteriyor:

“Benim Türkiye’de dostlarım var. Burak Küntay bu dostlarım arasında önem verdiğim genç bir isim. Onun Merkez Sağ Hareketi ile ilgili yaptığı toplantıları ve bu toplantılardeki konuşmalarını ilgiyle izliyorum.”

Şunu özellikle vurguluyor:

“Bu çalışmaları Türkiye’nin geleceği açısından çok önemli buluyorum.”

Sonra da, yeni arayışlara hedef gösteriyor:

“Merkez Sağ Hareketi sadece elit bir kesime ya da tek bir partiye hitap etmemeli. Bu hareket halkın desteğini arkasına almış bir insiyatif olarak bütün Türk halkı için gerekli olumlu değişimi sağlamalı.”

Çarpıcı bir yorumla da bitiriyor:

“Merkez Sağ Hareketi  anlamlı bir alternatif vizyon seçeneği sağlayabilir.”

Obama yönetimi sertleşiyor mu?

27 Mayıs’ta, Botanik Park’taki İskender Efendi Konağı’nda yaptığımız görüşmede, FDD CEO’su Mark Dubowit’e, Amerika Başkanı Obama’nın yönetim anlayışını sormuştuk.

O da…

Bush yönetimiyle karşılaştırma yaparak, “Bush demir bir yumruktu. Obama ise kadife eldiven içindeki demir yumruk” yorumu yapmıştı.

Acaba…

Geçen sürede Obama yönetimindeki Amerikan dış politikası nasıl bir gelişme gösterdi?

İşte Dubowitz’in cevabı:

“Benim umudum Başkan Obama’nın Amerika’nın dünya barışı, istikrar ve demokratik değerlerinin garantörü olduğu imajını yeniden tesis etmek yolundaki kararlılığını sürdürmesi.”

Şu mesajı veriyor:

“Özgürlük yanlıları ve özgürlük düşmanları anlamalıdır ki, özgürlük yanlıları için Amerika’dan daha iyi bir dost, özgürlük düşmanları için de Amerika’dan daha kötü bir düşman olamaz.”

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Olay Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. 13-12-2009