Kongre geçti, kurultay bitti, AK Parti’ye huzur geri mi geldi?

Kongre geçti, kurultay bitti, AK Parti’ye huzur geri mi geldi? Devlet Bakanı Çelik il kongresi ve kurultay süreciyle ilgili neler söyledi? Nerede, nasıl hata yapıldı? AK Parti’ye huzur geri geldi mi? Çelik’in bakanlık ve Bursa konularındaki yaklaşımları neler?


Devlet Bakanı Faruk Çelik zaman zaman köşe yazarlarıyla, “yüzleşme siyaseti” adını verdiği toplantılarda bir araya geliyor. Her sorunun sorulmasını istiyor, hepsine samimi cevaplar veriyor.

Dün de öyle yaptı.

Önce, üstlendiği bakanlık görevlerinde ilk kez yapılan düzenlemeleri anlattı.

Sonrasında…

Adalet ve Kalkınma Partisi’nin mayıs ayındaki il kongresi süreciyle, geçen haftaki kurultayın Bursa’yı ilgilendiren sonuçlarına değindi.

Konuşması boyunca keyifli olduğu gözlendi. Sık sık da espriler yaptı.

Sözlerinde şu vurgu öne çıktı:

“Bizim aramızda sorun yok. İlçe kongrelerini konuşup anlaşarak yaptık, sorun çıkmadı. İl kongresi ve kurultayda bir araya gelip karar alamadık. Aramızda konuşmak yerine, gazete manşetlerinden mesajlar verildi. Basın üzerinden konuşunca da bu sonuçlar oldu.”

Toplantıda…

Milletvekillerinden yurt dışında bulunan Mehmet Emin Tutan ile, “hasta oldukları” açıklanan Altan Karapaşaoğlu ve Hayrettin Çakmak yoktu.

Bu ortamda…

İl kongresi sürecinde “usûl hatası” yapıldığını söyleyen Çelik’e destek Bursa Milletvekili Mehmet Ocakden’den geldi:

“Usûl hatası olduğu doğru. Onu topyekûn yaptık. Benim de beklentilerim farklıydı ama artık kavga yapılmaz.”

Gerçi…

MKYK’ya Bursa’dan kimsenin girememesinde Çelik üzerine düşeni kabul edip “Başarısızlığım söz konusuyla haneme yazılabilir” deyip sonucu sahiplendi.

Ama…

Bir kısmı medya kaynaklı alternatif oluşturma çabalarının sonuç vermediği, Çelik’in “Bursa’nın siyasi önderi” konumunun sürdüğü,parti birlikteliğinin yine onun çevresinde sağlandığı da bir kez daha görüldü.

İkinci üniversite için Çelik yaklaşımı: Kampusun yerine ve adının ne olacağına Bursa toplanıp birlikte karar vermeli

Devlet Bakanı Faruk Çelik dün sabah köşe yazarlarıyla yaptığı toplantıya, çalışmalarıyla ilgili bilgiler vererek başladı.

Bu kapsamda…

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı olduğunda, kendisine verilen brifinglerden 5 önemli sorun tespit ettiğini, bunlardan sosyal güvenlik reformu ve genel sağlık sigortası ile İşkur’u amacına uygun olarak işlevsel getiren yasal düzenlemeleri yürürlüğe soktuğunu, sendika ve iş sağlığı güvenliği yasalarını da hazırlayıp Meclis’e gönderdiğini anlattı.

Bir anlamda…

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na, 50. Bakan olarak fotoğrafı asılmasının yanında iz bıraktığını açıkladı.

Ardından…

“Devlet Bakanı olunca, birileri geri plana çekildiğimi ve burada biraz dinleneceğimi söylemişlerdi. Doğrusu ben de onu bekliyordum ama, brifingler sonunda gördüm ki, burada da yapılması gereken çok önemli işler var” diye söze başlayıp yeni süreci anlattı.

Burada da…

103 bin personeliyle Türkiye’nin en büyük ve en ücra köye kadar en yaygın teşkilatı olan Diyanet’in yasasının 1979’dan beri olmadığını gördüğünü, hazırlanan yasa önerisinin Bakanlar Kurulu’nda imzaya açıldığını, yakında da Meclis gündemine geleceğini söyledi.

Sonra…

Dış Türkler konusunda bugüne kadar devletin hiçbir kayıt tutmadığını anımsatıp, Dış Türkler ve Akraba Toplulukları Başkanlığı adı altında yeni bir teşkilatlanma organizasyonu çalışmasına girdiklerini, Daire Başkanı ve iki yardımcısının altında uzmanların çalışacağı 18 masa oluşturulacağını, medya dahil yurt dışına çıkacaklar için bu masaların bilgi anlamında önemli lojistik destek sağlayacağını kaydetti.

Ayrıca…

Türkiye’ye bugüne kadar akraba topluluklardan 40 bin öğrencinin getirilip eğitim verildiğini, ama bu 40 bin kişinin daha sonra ne olduğunun bilinmediğini aktarıp, “Bu çok önemli bir rakam. Biz bu gücü organize edeceğiz” dedi.

Düzenlenen Alevi Çalıştayları’nın yedinci ve sonuncusunu yılbaşına kadar düzenleyeceklerini, bu konuda söyleyecek sözü olanların görüşlerinin ilk kez devlet arşivine gireceğini ifade etti.

Yerelle ilgili sözlerine, “Bursa ile ilgili taahhütlerimiz neyse yerine getirmek için çabalarımızı sürdürüyoruz” diyerek başladı.

Uludağ konusunda “içi yanan” kişilerden biri olduğunu, yapılan tüm çözüm çalışmalarının bir yerde tıkandığı için “yazık olduğunu” söylerken şuna dikkat çekti:

“Turizm bölgesi olsun diyoruz, engel çıkıyor. Milli park olarak düzenlensin diyoruz yine engeller çıkıyor. Ne yapacağımızı şaşırdım. Kapatalım Uludağ’ı o zaman.”

İkinci üniversite konusunda ise şunları söyledi:

“YÖK Genel Kurulu’ndan teknik üniversite kararını çıkardık. İnegöl’ün talebi var, Mehmet Yıldız’ın yaptığı kampus kullanılabilir. Gemlik istiyor, Sunğipek Kampusu bu işe uygun. Mustafakemalpaşa-Karacabey bölgesi de buna talip.”

Devam etti:

“Kampus nerede olacak, ikinci üniversitenin adı ne olacak bunlara Bursa olarak hep birlikte toplanıp karar vermek gerekiyor. Doğrusu bu olur.”

Bir mesaj da…

Ankara Yolu üzerindeki Köy Hizmetleri’nin eski bölge müdürlüğü arazisine kurulacağı söylenen özel vakıf üniversitesi için verdi:

“Vakıf üniversitesini isteyenler kurabilir. Kendilerine uygun yer olarak hazine arazisi bulurlarsa yardımcı da oluruz. Yasal prosedür neyse ona göre devranırız.”

Volkan Hoca’dan miting yorumu

Türkiye Partisi’nin kurucularından, Merkez Karar ve Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Volkan Akyol ile çarşamba günü konuştuk. TP İl Başkanı İlyas Kara ile birlikte, Abdüllatif Şener’in ilk mitingi için Samsun’a gidiyorlardı.

Cumartesi günkü miting için TP Bursa teşkilatının da 5 otobüs ve 1 minibüsle Samsun’a yola çıkmaları planlanmıştı.

Dün…

Volkan Hoca ile mitingi konuştuk. Sabaha karşı dönmüş olmasına rağmen sesinde yol yorgunluğu yoktu.

“Samsun mitingi bizim ilk mitingimizdi. Meydanda 9-10 bin kişi vardı. İnsanların heyecanını gördüm” dedi.

Buna karşın…

Bursa’ya gelen yaygın gazetelerden yalnızca Vatan’ın yer vermesine şaşırmıştı.

“Sayın Şener ve Türkiye Partisi için çok önemli ve güzel bir mitingdi, ama medyada yer bulamadı” derken, “medya üzerinde baskı olduğunu” düşünüyordu.

Nilüfer Belediyesi ve kiracılık

Ziya Güney 1989’da ilk Nilüfer Belediye Başkanı seçildiğinde ortada bir ilçe yoktu. Çevredeki 5 köy mahalleye çevrilmişti. İşe, İhsaniye-Beşevler arasında bir ilçe merkezi oluşturmakla başladı. Ataevler’in kooperatiflerle kentleşme sürecini planladı.

Belediye tabelasını önce Heykel’de bir apartman dairesine asmıştı. Sonra barakalara taşındı.

Bir yandan da, Carrefour’un karşısındaki köşede belediye hizmet binası için plan yaptı.

Yeri de…

Sahiplerinin “belediye binası yapılması” amacıyla belediyeye yaptıkları terklerden elde etti ve inşaata başladı.

Güney’den sonra göreve gelen Faruk Baykal bu binanın son aşamaya gelen inşaatını tamamlamadı. Sonrasında Mustafa Bozbey de aynı tutuma girdi.

Derken…

Bozbey geçen yıl bu binayı alışveriş merkezi olması için kira karşılığı verdi. Geçen hafta da, kiraya verdiği binaya kiracı olarak taşınma kararı aldı.

Nilüfer Belediyesi’nin kendi mülküne kiracı olması tartışılıyor. Bozbey de bu tartışmalara karşılık “maliyet hesapları” yaparak savunma getirdi.

Gelişmeleri anımsayınca insanın aklı ister istemez karışıyor.

O yer…

Belediye binası yapmak için sahiplerinin terklerinden elde edilmişti. Alışveriş merkezi olması yer sahiplerine geri alma hakkı veriyor.

Acaba…

Bu hukuki sorunu aşabilmek için mi Nilüfer Belediyesi oraya taşınıp binayı belediye hizmet binası gösterme gereği duydu?Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Olay Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. 12-10-2009



İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*