Toplumun siyaset önyargısını yıkmak siyasetçinin görevi

Toplumun siyaset önyargısını yıkmak siyasetçinin görevi Kritik bir süreçte AK Parti İl Başkanlığı yapan Sedat Yalçın siyasetçi sorumluluğunu nasıl yorumluyor? Ekonomi krizi aştı mı? Gizli ajanda konusu artık neden konuşulmuyor? Büyük devlet yaklaşımı ne?


Uzun yıllar Ankara’da Maliye bürokrasisinde görev yaptı. Siyasete Adalet ve Kalkınma Partisi’nde adım attı…

Sedat Yalçın 6 yıllık siyasetçi. Bu süreçte AK Parti’de il yöneticiliği, il başkan yardımcılığı ve 4 ay öncesine kadar da 18 ay süreyle il başkanlığı yaptı. Bilgi birikimi ve mütevazılığıyla iz bıraktı.

Siyasetin yine içinde. Ama gelişmeleri biraz dışarıdan izliyor. Bayramın özel ortamında, “kenardan bakınca siyasetin nasıl göründüğünü” sorduk.

Şunu söyledi:

“Siyasette bulunma sebeplerimden biri, halkın siyasetten beklentilerinin en üst düzeyde karşılanmasıydı. Halk siyasetten ne bekliyor, biz ne yapıyoruz sorusunu kendime hep sordum.”

Bulduğu cevap şu:

“Toplumda siyasetle ilgili olumsuz önyargılar olduğunu gördüm.”

Çabasını anımsattı:

İl Başkanlığım süresince güven ortamı oluşması için özel duruş gösterdiğimi düşünüyorum. Bunu bütün teşkilat mensubu arkadaşlarımla birlikte yaptık.”

Şunu ekledi:

“Bursa halkı, sivil toplum örgütleri, bürokrasi, diğer siyasi partilerin yöneticileriyle ilişkilerimizde güzel bir seviye kazandırdığımız inancındayım.”

Hassas noktaya işaret etti:

“Seçim süreçlerinde şeffaflık ve hesap verebilirlik anlamında örnek çalışmalar yaptık. Bunlar Türk siyasetinin ihtiyacıydı. Bugün de benzer çalışmalar yapılabileceğine inanıyorum. Partimizde o bilgi birikimi her zaman oldu bugün de var.”

Şu nokta önemli:

“Siyasi gerginliklerin, bireysel çıkışların toplumun beklentileriyle örtüşmediğini düşünüyorum.”

Çözüm belli:

“Ülkenin ihtiyaçlarını dikkate alarak, siyasi kadrolar sorumluluklarının bilincinde olmalı.”

Yalçın’dan 2 tespit: Ekonomide çarklar dönmeye başladı, AK Parti’nin gizli ajandası olduğu düşünülmüyor

Bursa’nın bir dönemine AK Parti İl Başkanı olarak damga vuran Sedat Yalçın’la sohbetimizde Türkiye gerçekleri fotoğrafı sergiledi.

Bunu yaparken…

Türkiye’nin dünya çapındaki ekonomik krizin etkilerini azaltmaya yönelik çalışmalar yaptığını ifade edip şuna dikkat çekti:

“Bankacılık sisteminin güçlü olması avantaj sağladı. Aksi halde batı ülkelerinde olduğu gibi devlet imkanlarının önemli kısmı bankacılık kesimi açıklarına kullanılacaktı. Oysa şu anda reel kesim için projeler geliştiriliyor.”

Bakışı şu:

İç ve dış talebin canlanmasına bağlı olarak ekonomide çarklar dönmeye başladı. Ama tam kapasiteye ulaşmak süre alacak.”

Şunu önemsiyor:

“Burada kritik konu, sanayimizin katma değeri yüksek ürün üretme kapasitesinin sınırlı olması. Tüm dikkatimizi buna yoğunlaştırmalıyız.”

Yolu gösterdi:

“Teşvik kararlarında daha spesifik tanımlar getirilerek sanayi katma değer ürettiği ölçüde ödüllendirilmeli. Aksi halde cari açık devam edecek gibi gözüküyor.”

••••••••••

Ardından…

“Ak Parti demokratikleşme alanında gündeme getirdiği konularla önemli bir misyon üstlendi” dedi ve Devlet Güvenlik Mahkemeleri’nin kaldırılması, bilgi edinme yasası, Türk Ceza Kanunu 301. madde, seçilme yaşının 25’e inmesi, vakıflar yasası değişikliklerini örnek verip şunun altını çizdi:

“Demokrasi hoşgörüye dayanan bir sistem. Demokrasilerde vatandaşlar yasaların eşit koruyuculuğunda özgürce yaşarlar. Farklı tercihlerin rekabeti sağlıklı bir demokratik sistemin vazgeçilmezi.”

Şu sözü çarpıcı:

“Seçimlerle iktidara gelmek o siyasi partiye yönetme hakkı verir. Ancak bu çoğunluğun iradesini mutlaklaştırma anlamını taşımaz.”

Şunu ekledi:

“Yine demokrasilerin en önemli özelliklerinden biri, çoğunluğun temel hak ve özgürlüklerini tartışma konusu yapmaması, azınlık haklarına da saygılı olmasıdır.”

Önemli bir konuya daha değindi:

“Bazı çevrelerde AK Parti’nin gizli ajandası olduğu düşüncesi vardı. Dikkat edilirse, son dönemde bu artık çok fazla kullanılmıyor. Bu da, önemli sorunlara AK Parti’nin el atması, dosyaları açmasıyla açıklanabilir.”

Şu bağlantıyı kurdu:

“Ergenekon davası Türkiye’yi açık toplum platformu haline getirdi. Yıllardır hukuk dışı yapıldığı iddia edilen yanlış işlerin deşifre edildiği bir süreci yaşıyoruz.”

Yorumu şu:

“Ülkemizin geçmiş birikimine, mirasçısı olduğu imparatorluk kültürüne yakışmayan yönetim anlayışlarına muhatap olduğumuz anlaşılıyor.”

Gönlünden geçen şu:

“Geçmişte yaşanan bu problemleri büyük devlet kimliğine yakışır tarzda hukuk içinde çözebilmeliyiz.”

Üç ana başlığa işaret etti:

“Sorun olarak önümüze konanlara dikkat ettiğimizde; birincisi laiklik karşıtlığı, ikincisi Sünni-Alevi ayrımı, üçüncüsü de bölücülük ya da Kürt sorunu diyebiliriz.”

Şunun altını çizdi:

“Bunların hepsinin çeşitli tertiplerle, haksızlıklarla, komplolarla içimize sokulmuş problemler olduğunu toplum anlamaya başladı.”

Düşüncesi şu:

İnsanımızın birbiriyle problemi yok. Geçmişte de olmadı. Ve bu ihtilaflı konuların hiçbiri kendiliğinden oluşmadı, hepsi bir merkezden yönetildi, alevlendirildi.”

Geçmişi anımsattı:

“Sivas , Maraş, Gazi olayları, Aczimendi gösterileri hatıralarımızdaki acı olaylar. Ben bütün bu sorunları vatandaşlarımızın vicdanlarıyla çözeceklerine inanıyorum.”

“Dış politika partiler üstü konuşulmalı”

İçinde bulunduğumuz süreçte, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin dış politikada da dikkat çeken hamleleri var.

AK Parti il başkanı Sedat Yalçın bunu değerlendirirken şu noktadan yola çıktı:

“Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun Mısır’daki ‘Soğuk savaşla geçen son 40-50 yıldır sizlere ilgilenemedik, artık her zaman yanınızdayız’ sözlerinden ben çok etkilendim.”

Şunları anımsattı:

“Suriye’yle tek millet haline geliyoruz. Azerbaycan, Gürcistan, İran hepsiyle sıcak ilişkiler oluşturduk. Çok önemli bir enerji terminali haline geldik.”

Bakışı şu:

“Bunlar Türkiye’yi küresel ortamda farklı bir yere taşıyor. Yürütülen dış politika bölgesel güç iddiasında olan bir devletin politika tarzı.”

Farklı bir bağlantı kurdu:

“AK Parti’nin bu süreçleri yürütürken teşkilatlarıyla ve kamuoyuyla yüksek perdede ayak uydurabilmesinin önemli olduğunu düşünüyorum.”

Şunu ekledi:

“Teşkilatlarla, kamuoyuyla, basınla, sivil toplumla güç birliği yapılması, bu süreçleri partiler üstü konuşabilmenin başarılması gerekiyor.”

Gerekçe şu:

“Çünkü bunlar tarihi konular. Partiler üstü konuşabilmeyi mutlaka başarmalıyız.”

Muhalefet anlayışını eleştirdi:

“Ben tamamına karşıyım deyip köşede oturmak toplumun ibretle izlediği bir davranış. Aynı görüşte olmak şart değil, mutlaka bir görüş belirtmeliyiz. Fikri olgunlaşmaya her siyasi görüş katkı üretmeli.”

Sorunlara büyük devlet yaklaşımı

AK Parti eski il başkanı Sedat Yalçın, iç ve dış siyasette Türkiye’nin önündeki yol haritasını şöyle yorumladı:

İki şeye ihtiyacımız var. Birincisi tarihimize layık olacak özgüven içinde duruş gösterebilmeliyiz. Kendimize güveneceğiz ve büyük devlet gibi bu sorunlara yaklaşacağız.”

Devam etti:

İkincisi sağduyuyla hareket edeceğiz. Küçük grupların, farklı fikirlerin, farklı düşünce ortamlarına büyük bir saygıyla dinleyeceğiz. Rehberimiz de insan hak ve hürriyetleri temel olmalı.”

İnancı şu:

“Böyle yaptığımızda Türkiye’nin demokrasisini dünyada örnek ülkeler arasına hızla sokabileceğini, bu sürecin Türkiye’yi bölgesinde gerçekten önemli güç haline getireceğini ve bu sorunlardan kaynaklanan ekonomik kayıplarını durdurarak kendi insanına katkı üretebileceğine inanıyorum.”Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Olay Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. 20-9-2009


İlk yorum yapan olun

Yorum Yazın