`de otoyolla gelen “Bursa bizi geçerse” korkusu

`de otoyolla gelen “Bursa bizi geçerse” korkusu En büyük otoyol projesine YPK onay verdiğinde, ilk etapta etapta Körfez Köprüsü-Bursa etabı yapılacak. “Bursa bizi geçerse” diye korkan İzmirliler ise Başbakan`dan otoyolun İzmir`den başlamasını istedi…


Daha düne kadar “büyük bir hayal” olarak görülüyordu. Ama, bugüne kadarki en büyük otoyol projesi olarak gündeme gelen İstanbul-Bursa-Balıkesir-İzmir Otoyolu başlangıç aşamasına geliyor.

Daha doğrusu…

İzmir Körfezi’nin asma köprüyle geçileceği bu projede ihale süreci tamamlandı ve dosya Yüksek Planlama Kurulu’nun onayına geldi. Onay çıktığında, 6.5 milyar dolara malolması beklenen 420 kilometrelik otoyolda inşaat hemen başlayacak.

Yol…

Ege ve İstanbul’u bir birine bağlayacak. Güzergahın tam ortasındaki Bursa’nın da hem İstanbul, hem İzmir ve Ege’ye ulaşımı çok kolaylaşacak.

Onun için…

Bursa ve geleceği açısından çok önemli olan otoyolla ilgili gelişmeleri bu sütunlarda defalarca aktarmaya çalıştık.

Fakat…

Böylesine büylük bir projenin, “kent kıskançlığı” yapacağı hiç aklımıza gelmemişti.

Onu da…

Pazar günü Sabah gazetesinde Okan Müderrisoğlu imzalı haberde okuduk.

••••••••••

Konu şu:

YPK’nın ihaleyi onaylamasından sonra inşaata İzmit Körfez Köprüsü ile başlanacak ve ilk etapta Bursa’ya kadar olan bölüm tamamlanacak.

İşte…

Bu noktada İzmir’de korku ortaya çıkmış. O korkuyla da Ege Bölgesi Sanayi Odası heyet oluşturmuş.

Heyet…

Ankara’ya gidip Başbakanlık nezdinde temaslarda bulunmuş ve “Otoyolun yapımına Bursa’dan değil, İzmir’den başlansın” talebi iletilmiş.

Gerekçe olarak da, “Eğer Bursa’dan başlanırsa, Bursa gelişmişlikte bizi geçer, İzmir ve Ege geride kalır” denmiş.

Bu bilgileri Sabah gazetesinde aktaran Okan Müderrisoğlu, yapımı üstlenen Nurol-Özaltın-Makyol-Astaldi-Yüksel-Göçay İnşaat Konsorsiyumu içinde yer alan ve aynı zamanda Türkiye Müteahhitler Birliği Başkanı olan Erdal Eren’e sormuş.

O da…

Teknik adam gözüyle otoyolun nereden başlaması gerektiğini çok net şekilde açıklamış:

“YPK’dan karar çıkarsa iki yıl içinde köprüyü bitirip İstanbul-Bursa etabını en geç üç yılda trafiğe açacağız. Bu etap köprü ile birlikte 74 kilometre otoyolu kapsıyor. İşe İzmir’den başlamamız mümkün değil. Yoksa bu proje 40 yıllık işletme döneminde bile kendini amorti edemez.”

Görüldüğü gibi…

Otoyolun Bursa’ya kadar ilk etabının yapılması, öncelikle maliyetini karşılayacak geri dönüşüm açısından gerekli.

Ancak…

Otoyol yapımında bile “Önce bizden başlasın” diye bir büyük kentin ve merkezini oluşturduğu bölgenin harekete geçmesi çok ilginç.

Hele…

İzmir’de yayılan “ya Bursa bizi geçerse” korkusunu anlayabilmek çok güç. Bursa başka bir ülkenin kenti mi?

Dahası…

Böyle bir istek için İzmir’den Ege’yi temsil edecek heyet oluşturulup Ankara’ya gidilmesi ve Başbakanlık’ta temaslarda bulunulması bize bir şeyi daha öğretiyor:

Kent ve bölge lobiciliği.

Açıkça söylemek gerekirse, bugüne kadar lobilicilikte hep geri kalmış ve başkalarını seyretmiş bir kentte yaşıyoruz.

Otoyol için de lobi yapılabileceği Bursa’da hiç kimsenin aklına gelmemişti.

Oysa…

Otoyolun en önemli parçasını oluşturan Körfez Köprüsü’nden demiryolu hatlarının çıkarılmasında da öyle olmadı mı? Bu projeyi başka kentlerin lobilerine kaybetmeadik mi?

Bu kez lobicilikten bir kaybımız olmadığı anlaşılıyor. Ama bu da Bursa’nın başarısı değil, ekonomik. Bizlerin hiç haberi yokken İzmir girişiminden sonuç alamamış.

Zaten…

Haberi de hep birlikte Sabah gazetesinde okuduk.

Volkan Hoca’nın “kasko gibi sağlık sigortası” önerisine Kayıhan Hoca’dan gerekçeli itiraz geldi

Öneri Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Volkan Akyol’dan geldi.

Dün bu sütunlarda yer verdiğimiz önerisinde Volkan Hoca, sağlıkta biraysel olarak araç kasko sigortası benzeri bir sigorta sistemi geliştirilmesi halinde bunun öncelikle otokontrolu sağlayacağını savunuyordu.

Sonra da…

“Devletten haksız kazanç elde etmeyi düşünen özel hastane, eczane ve doktorları mümkün olduğu kadar kontrol altında tutabilirsiniz” deyip ekliyordu:

“Araç kaskosu gibi yıllık prim ödeyen kişi kendi sağlığına dikkat etmek zorunda kalacak. …Ertesi yıl aynı primi öderken, sağlığına dikkat edip hastalanmayan şahısların ertesi yıl sigorta priminde indirime dahi gidilebilir.”

Bu öneriye…

Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Kayıhan Pala’dan itiraz geldi.

Gönderdiği elekktronik postada, bazı gerçekleri paylaşmak istediğini vurgulayan Doç. Dr. Pala şöyle diyor:

“En son söyleyeceğimizi en başta söyleyelim: Bu öneri Türkiye’nin sağlık finansmanı açısından uygun değildir.

Gerekçelerini de sıralıyor:

Bir…

“Sağlık en temel insan haklarından birisidir. Hak olan bir kavramın para, sigorta gibi her hangi bir değişkene bağlı olarak sağlanması kabul edilemez.”

Nedeni şu:

“Çünkü eğer kabul edilirse, o değişkene bağlı olarak bir gereksinim biçimine dönüşür, hak olmaktan çıkar.”

İki…

“Bugün neden tüm araç sahipleri kasko yaptırmamaktadır? En büyük nedeni, her araç sahibinin kasko için ayıracak parasının olmamasıdır.”

Devam ediyor:

“Bugün DASK oranı bile ortadayken, herkesin ek ve tamamlayıcı bir sigorta anlamına gelen kasko sigortasını yapmasını istemek uygun değildir.”

Üç…

“Türkiye’de nüfusun üçte ikisi, araçlardaki örnek üzerinden söylenecek olursa, zorunlu trafik sigortasının üzerine kasko yaptırabilecek ekonomik güce sahip değildir.”

Şu açıklamayı yapıyor:

“Araçlardaki trafik sigortası bugün için Genel Sağlık Sigortası’dır (GSS) ve nüfusun yaklaşık üçte birinin GSS primlerini ödeyecek ekonomik güçten yoksun olduğu bilinmektedir.”

Kaygısı şu:

“Bu öneri eğer benimsenecek olursa, daha işin başında toplumun yaklaşık üçte ikisi sağlık hizmetlerinden yoksun kalabilir.”

Dört…

“Ek ve tamamlayıcı sağlık sigortası önerisi 1970’lerde dünyada, 1983’ten sonra da Türkiye’de konuşulmaya başlanan bir neoliberal sağlık reformu bileşenidir.”

Şunu da ekliyor:

“Bu öneri ile bir yandan kamunun sağlık harcamalarında maliyet sınırlama yaklaşımının benimsenmesi istenmekte, diğer yandan da yeni bir özel fon oluşturarak başta ilaç ve yüksek tıbbi teknoloji olmak üzere, özel sağlık sektörüne kaynak akışını artırmak amaçlanmaktadır.”

Ardından…

“Sağlık çok önemli bir konudur” vurgulamasını yaptıktan sonra, yaklaşımı doğrultusunda beklentisini ortaya koyuyor:

“Eğer sağlığın en temel insan hakkı olduğunu gerçekten benimsiyorsak, bu alanda yaşanan sorunları saptamada ve çözüm önerileri üretmede bilimin ışığından yararlanmak gerekir.”

••••••••••

Bizim söyleyeceğimiz ise şu:

Amacımız, Uludağ Üniversitesi’nin iki değerli öğretim üyesini karşı karşıya getirmek değil.

Düşünen, önerisi olan, söyleyecek sözü bulunan herkese bu sütunlar açık.

Homriş’ten Bozdağ’a “Yozgatlı’ya anlat”

Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Bekir Bozdağ’ın dün sabah “Kürt açılımı” ile ilgili basın toplantısı haber kanallarından canlı yayınlandı.

Üzerinden 1 saat geçmişti ki, Milliyetçi Hareket Partisi Bursa Milletvekili Hamit Homriş’ten açıklama geldi.

Bozdağ’ın daha önce de Meclis kürsüsünden Orhan Pamuk’a hayranlığını dile getirdiğini anımsatan Homriş, bugün de “ateşli Kürt açılımı savunucusu” gördüğü Bozdağ’a fikirlerini milletvekili seçildiği Yozgat’ta anlatması çağrısı yapıyor:

“Türk dünyasının Başbuğu merhum Alpaslan Türkeş’in de milletvekilliğini şerefle yaptığı Yozgatlılar bu açıklamaları merakla bekliyor.”

Şunu da ekliyor:

“Bütün Türk Milleti gibi yiğit Yozgatlılar’ın da kendisine duygu ve düşüncelerini gerektiği şekilde ileteceklerine hiç şüphe yok.”

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Olay Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. 25-08-2009


İlk yorum yapan olun

Yorum Yazın