Büyükşehir`e sürpriz:

Büyükşehir`e sürpriz: Tahkim kabusu 9 yıl sonra hortladı Bursaray 1. Etabı müteahhiti Güriş, pariteden zarar ettiği iddiasıyla Tahkim`e açtığı 39.4 milyon marklık davayı kaybetmişti. İmza eksiğinden karar düşünce Güriş 9 yıl sonra yeniden Tahkim`e gitti…


Olay’ın eşsiz zenginlikteki Bilgi-Belge Arşivi’nde kalın dosyalardan birinin kapağında “Bursaray Tahkim Davası” yazıyor.

Dosyayı şöyle bir elden geçirdik. Karşımıza ilginç bir Tahkim öyküsü çıktı.

İlk haberi…

23 Kasım 2000’de İhsan Aydın yapmış. Olay’ın “Güriş’in derdi parite” başlığıyla manşetten verdiği haberde İhsan bir tehlikenin üzerine ilk kez ışık tutmuş, Bursa’yı bilgilendirmiş.

Haberde…

Bursaray 1. Etabı için Siemens Güriş ortaklığıyla 1997’de yapılan 546 milyon marklık sözleşmeye karşın, inşaatı üstlenen Güriş, geçen süre içinde mark ve dolar pariteleri arasında mark aleyhine değişiklik olduğunu iddia ederek fark istemiş.

Dönemin Büyükşehir Belediye Başkanı Erdoğan Bilenser bu isteği geri çevirmiş.

Bunun üzerine…

Güriş, zararını karşılamak üzere Uluslararası Tahkim’e gideceğini söylemiş. İlk rakam da 250 bin mark olarak telaffuz edilmiş.

Nitekim…

İhsan Aydın, 18 Aralık 2000 tarihli ikinci haberinde “Güriş’in ‘kur’nazlığı” başlığıyla, doların mark karşısında aşırı değer kazanması nedeniyle 8 trilyon zarar ettiğini öne süren Güriş’in Tahkim’e gitme kararı aldığını duyurmuş.

Sonrasında Tahkim süreci var.

25 Temmuz 2001’de Lahey’de dava başlamış. Fakat, önceleri 250 bin mark fark isteyen, sonra 8 trilyon zarar dillendiren Güriş’in, Tahkim’deki davada isteğini 39.4 milyon marka çıkardığı görülmüş.

Bu da, o günün kur değerleriyle yaklaşık 30 trilyon ediyormuş.

Davada Güriş hakem olarak İlhan Ayar’ı atarken, Büyükşehir Belediyesi de dönemin Baro Başkanı Ramazan Hoça’yı görevlendirmiş.

Yazılanlardan…

Başlangıçta kimi kaygılar oluşsa da, dönemin Büyükşehir yönetiminin davayı çok önemsediğini ve kazanılması için tam bir dayanışma sergilediğini anlıyoruz.

Buna karşın…

Güriş’in 5 kişilik kadroyla asıldığı Tahkim davasında Bursa Büyükşehir Belediyesi Avukatı Sibel Kalaycı resmen destan yazmış. Herkesi çok etkileyen savunmalar yapmış.

Sonuçta…

12 Ocak 2001’de, faizi ve KDV’siyle birlikte o günün parasal değerlerine göre 50 trilyon lirayı bulacak 39.4 milyon marklık talebini Tahkim reddetmiş.

Yani…

Davayı Büyükşehir kazanmış.

Davada destan yazan Avukat Kalaycı ve arkadaşları belediye binasında Bilenser tarafından çiçeklerle karşılanmışlar.

Çünkü…

Büyükşehir’i çok büyük bir ödemeden kurtarmışlar.

Bunun üzerine…

Güriş temyize gitmiş. Kısa adı ICC olan Paris’teki Milletlerarası Ticaret Mahkemesi’ne gidildiğinde bu kez Güriş isteğini 7.2 trilyon liraya rastgelen 8 milyon mark daha arttırmış.

Mahkeme, 9 Şubat 2006’da isteğin tamamını kabul etmemiş ama, Bursa Büyükşehir Belediyesi’ni 9.5 milyon euro fark ödemeye mahkum etmiş.

Dönemin Büyükşehir Belediye Başkanı Hikmet Şahin de bu karara belediye olarak itiraz edeceklerini açıklamış.

Edilmiş de…

Fakat bu dava henüz sonuçlanmamış. Öğrendiğimiz kadarıyla, halen bilirkişi incelemesi aşamasında devam ediyor.

Süreç ve yaşananların özeti böyle.

••••••••••

Bugüne gelince…

İlk anlaşmazlıktan bu yana 9 yıl geçti, arada iki başkan değişti.

Büyükşehir’de şimdi Recep Altepe dönemi var.

Yeni yönetim kadrosu yaşanan süreci de uzayan temyiz davasının dosya içeriğini de doğal olarak bilmiyor.

Yazının başında vurguladık…

Olay’ın eşsiz Bilgi-Belge Arşivi’nden kalın Tahkim Davası dosyasını çıkarmamız nedensiz değil.

Çünkü…

Güriş tarafından Bursa Büyükşehir Belediyesi aleyhine yeni bir Tahkim başvurusu var. Üstelik, yeni başvuru, 9 yıl önceki anlaşmazlık üzerine kurulu.

Yani…

Büyükşehir’in kazandığı davanın yeni baştan görülmesi için yapılan bir başvuru söz konusu.

Gelişme şu:

Güriş, 9 yıl önceki Tahkim kabusunu yeniden hortlattı ve “döviz kurları arasındaki parite farkı nedeniyle zarar ettiği” gerekçesiyle yeniden Tahkim’e başvurdu.

“Bitmiş dava yeniden nasıl başlar?” demeyin. Hukuki bir durum Güriş’e bu yola açmış.

Meğer…

12 Ocak 2001’de Büyükşehir Belediyesi lehine sonuçlanan, yani Tahkim tarafından Güriş’in isteğinin reddedildiği davanın karar duruşmasına Güriş’in hakemi İlhan Ayar katılmamış, kararı da imzalamamış.

Bu nedenle…

Kazanılan dava iptal oldu. Temyiz de bu kararı onayladı.

Gelinen nokta da önemli…

Reddedilen ilk davada Güriş tarafından istenen fark 39.4 milyon marktı. Fakat günümüzün para birimleri mark yok, onun yerine Avrupa’nın ortak para birimi olarak euro kullanılıyor.

Edindiğimiz bilgiye göre, Güriş de bu kez o günün 39.4 milyon markanı karşılık olarak bugün için yaklaşık 20 milyon euro istiyor.

Kısacası…

9 yıl sonra yeniden hortlayan Tahkim davasında, Bursa Büyükşehir Belediyesi’ni yeni bir zorlu sınav bekliyor.

Üstelik…

7 yıl önce kazanılmış bir davanın yeniden başlaması söz konusu.

••••••••••

Haberi öğrenince…

İlk dava nedeniyle, Büyükşehir Belediye Başkanı olarak o günlerde çok gündeme gelen Erdoğan Bilenser’le konuştuk.

Verilen mücadeleleri anımsadıktan sonra, Güriş’in inadına anlam veremedi.

“Güriş’in böyle bir ek para istemeye hakkı yok. Sözleşmeye uygun olarak hakedişler hep zamanında, hatta bazen zamanından önce ödendi. Onun için, yapılanı anlamakta güçlük çekiyorum.”

Şu sözleri ise, ağzı yanmış bir belediye yöneticisi ifadesi olarak çok önemi:

“Ben görevdeyken de, Güriş davayı açtığında söyledim. Sözleşme dışı böyle bir istekte bulunan firmanın bir daha Bursa’da iş yapmaması gerekir. Şimdiki gelişmeye baktığımda yine aynı şeyi söylüyorum. Böyle bir firmanın bir daha Bursa’da işi olmamalı.”

••••••••••

Açıkça söylemek gerekirse, biz de aynen Bilenser gibi düşünüyoruz.

İş yapan firmalar elbette kendi kazanç ve çıkarlarını gözetmek zorundalar. Elbette daha çok kazanmak isterler. Buna söyleyecek sözümüz yok.

Ama…

Müteahhit firmanın, kendi çıkarını gözetmek adına Bursa’nın parasını haksız bir şekilde dönüp dönüp istemesinin de hiç anlamı yok.

“İlle de fark, ille de fazla para” diye diretenlere gerçekten Bursa’nın verilecek bir cevabı olmalı.

Bu kentin o kadar sahipsiz olmadığını göstermek gerekiyor.

O artık toplumsal gönüllü: Sena Kaleli

29 Mart yerel seçimlerinin aday belirleme sürecine kadar Sena Kaleli işindeki başarıları, ve sosyal sorumluluk projeleriyle tanınıyordu.

Cumhuriyet Halk Partisi Büyükşehir Adayı olmasıyla birlikte Kaleli’nin yol çizgisinde daha farklı gelişmeler oluştu.

Çünkü…

Her şeyden önce, propoganda sürecinde insanlar Sena Kaleli’yi sevdiler, inanıp güvendiler.

Bu güvenle de…

Seçimi kaybetmiş olmasına karşın, “kazanmış gibi” kabul edildi ve siyasete devam etmesi genel bir isteğe dönüştü.

Gördüğümüz kadarıyla Sena Kaleli de, siyasetin sağladığı toplumla kaynaşmayı sevdi. İnsanları daha yakından tanıdı.

Gelinen noktada…

Kaleli öncelikle partisinin önemli bir markası haline dönüştü. Her toplantıya davet ediliyor, görüşü soruluyor. O da davetlere katılıyor, görüşünü söylüyor, konuşuyor.

Dahası…

Siyasetin dışından gelen çağrıları da “toplumsal gönüllü” olarak kabul ediyor, davetlere katılıyor. Bulunduğu ortamları etkilemeyi de sürdürüyor.

Nitekim…

Korubaşı Köyü’ndeki geleneksel Gözleme Şenlikleri’nde temsili olarak “kaynana” rolü üstlenirken, yöresel giysileriyle de ilgi çekti.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Olay Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. 10-06-2009


İlk yorum yapan olun

Yorum Yazın