Cumhurbaşkanı Gül söylediğini yapsaydı, bu sorunu yaşar mıydı?

Cumhurbaşkanı Gül söylediğini yapsaydı, bu sorunu yaşar mıydı? Yalçınbayır, iki yıl önce Çankaya’daki resepsiyonda Gül’e yargılanma konusunu açtığında nasıl bir cevap almıştı? Gül söylediğini yapsaydı neler olurdu? Yalçınbayır konuyu nasıl değerlendiriyor?


Zaman çok hızlı bir şekilde akıp geçiyor ama, zamanında çözülmemiş bazı konular ilk fırsatta gündemde yeniden yer alıyor.

Örneğin…

Kamuoyunun “Kayıp Trilyon Davası” olarak bildiği Refah Partisi’nde kaybolan Hazine yardımıyla ilgili çok kişi yargılandı. Konuyla doğrudan ilgisi olmasa bile, yönetimde bulunması nedeniyle Abdullah Gül adı da bu dava iddianamesinde yerini aldı.

Fakat…

Milletvekili dokunulmazlığı nedeniyle yargılanmayanlardan biri Gül’dü. Sonra Cumhurbaşkanı oldu.

O süreçte de…

Yani Cumhurbaşkanı seçildiği süreçte de bu dava söz konusu olmuştu ama, kamuoyu gündemine son olarak geride bıraktığıımız hafta Sincan Ağır Ceza Mahkemesi kararıyla döndü.

Tartışmaları izliyoruz…

Davayla ilgili olarak iki farklı görüş var. Kimi, “Cumhurbaşkanları da yargılanabilir” diyor, kimi ise “Cumhurbaşkanı’nın yargılanmasının devlet işleyişi ve prestij açısından doğru olmadığına” inanıyor.

••••••••••

Böyle bir süreçte…

Başa dönüp, Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanı seçildiği süreçte yaşanan bir gelişmeyi anımsamakta yarar gördük.

O gelişmeyi…

8 Eylül 2007 günü bu sütunlardan “Yalçınbayır’dan Gül’e: Yargılanmayı isteyin” başlığıyla duyurmuştuk.

Dahası…

Yazımız, “Sürpriz konuk cesur öneri” başlığıyla Olay gazetesinin manşetinde yer almıştı.

Yazıda…

Recep Tayyip Erdoğan’ın aday olamadığı 3 Kasım 2002 seçimleri sonrası Abdullah Gül tarafından kurulan ilk AK Parti hükümetinde Ertuğrul Yalçınbayır’ın Başbakan Yardımcısı olarak yer aldığını, hükümetten ayrıldıktan sonra da bu ikilinin görüşmeyi sürdürdüklerini, hatta Gül’ün seçilmesi nedeniyle verdiği resepsiyona Yalçınbayır’ı da davet ettiğini duyurmuştuk.

Ardından da…

Yalçınbayır’ın, Çankaya’daki resepsiyon sırasında Gül’e söylediklerine şu satırlarla yer vermiştik:

…Siyaset gündeminin yakından ilgilendiği bir konuda, şok etkisi yapacak şu sözleri Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e söyledi:

“Cumhurbaşkanı’nın bağımsızlığı ve tarafsızlığı çok önemli. Zaten anayasa gereği. Bunun en somut göstergesi dokunulmazlıklar. Cumhurbaşkanı’nın dokunulmazlığı yok. Sizin de yok.”

Devam etti:

“Refah Partisi’nin kayıp trilyon davasında sanıktınız. Milletvekili dokunulmazlığınız olduğu için yargılanmadınız. Bu yargılanmayı istemeniz gerekir.”

Sözlerine hukuki gerekçeler göstererek açıklama getirdi.

Gerçekten de…

Hem sürpriz özelliği taşıyan, hem de çok önemli bir öneri bu.

Peki…

Bu öneriyi duyunca Cumhurbaşkanı Gül acaba ne dedi?

İşte Yalçınbayır’ın cevabı:

“Kendisi de bunun önemli bir konu olduğunu biliyor ve bana yerine getireceğini ifade etti.”

Bu sözler de…

Hiç kuşku yok ki bir başka sürpriz anlamına geliyor.

••••••••••

Devamında Yalçınbayır şu bilgileri vermişti:

“Cumhurbaşkanlığı dokunulmazlığı 1961 anayasasında vardı, 1982 anayasasında yok. Kanun önünde cumhurbaşkanının da diğer kişiler gibi yargılanması gerekir.”

Önemli bir ayrıntı anımsattı:

“Sayın Gül hem 21, hem 22. dönem milletvekilliği sırasında dokunulmazlıkları görüşen Karma Komisyon’da kendi dokunulmazlığının kaldırılmasını istedi. Ama komisyon prensip kararı gereği hiçbir milletvekilinin dokunulmazlığını kaldırmadı.”

Yazının sonunda biz de şu yorumu yapmıştık:

Şu bir gerçek…

Bir cumhurbaşkanının kalkıp yargılanmayı istemesi çok önemli bir adım ve kesinlikle kamuoyunu etkiler.

Ne var ki…

Burası Türkiye ve her an her türlü sürprize de açık olmak gerekir. Bir jest yapmak isterken içinden çıkılmaz durumlar da oluşabilir.

••••••••••

Bugün…

Dönüp dolaşıp aynı yere geldiğimizi, üstelik mahkeme kararıyla daha da şiddetli bir tartışma yaşadığımızı görünce ister istemez 8 Eylül 2007 tarihli yazımızı anımsadık.

Sahi…

Cumhurbaşkanı seçildikten sonra Çankaya’da verdiği ilk resepsiyon sırasında, davetlilerden Ertuğrul Yalçınbayır’ın söyledikleri üzerine verdiği cevabı yerine getirseydi, yani “yargılanmayı isteseydi” acaba ne olurdu?

Acaba…

İşte demokrasi bu. Cumhurbaşkanı bile yargılanabiliyor” diye sevinip, demokrasimizin artık sağlam temellere oturduğunu mu düşünürdük?

Yoksa…

Yargılanmayı kendi istedi diye, bir Cumhurbaşkanı’nı işlemediği bir suçtan, yalnızca yönetimde adı yer alıyor diye mahkum edip içinden çıkılmaz bir süreci mi başlatırdık.

Dahası…

Doğrudan ilgisi olmayan bir davada Cumhurbaşkanı’nı yargılayarak uluslar arası alanda prestij kaybeden bir ülke mi olurduk?

Bu soruların elbette cevabı yok.

Ama…

Her konuda “önce hukuk ve hukukun üstünlüğü” diyen Ertuğrul Yalçınbayır aynı yerde duruyor:

“Sayın Abdullah Gül, benim komisyon başkanlığım döneminde iki kez geldi ve dokunulmazlığının kaldırılmasını istedi. Fakat komisyon bunu uygun bulmayıp dönem sonuna bıraktı.”

Devam ediyor:

“Cumhurbaşkanı seçildikten sonra milletvekili dokunulmazlığı kalktı. Cumhurbaşkanı’nın hukuken bir imtiyazı yok.”

Şuna dikkat çekiyor:

“Bazıları, Cumhurbaşkanı’nın yalnızca vatana ihanetten yargılanabileceğini söylüyor. Fakat bunu düzenleyen Anayasa’nın 105. maddesinde de böyle bir hüküm yok.”

Yani…

“Yani, Cumhurbaşkanı genel hükümlere tabidir.”

Son sözü şu:

“Cumhurbaşkanının yargılanması halinde yabancı ülkelere karşı prestij kaybedeceğimiz söyleniyor. Oysa, hukuğun prestijinden daha üstünü yok.”

••••••••••

Kısacası…

Tüm siyasi yaşamı boyunca “önce hukuk” ilkesinden hiç ödün vermemiş, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Anayasa Komisyonu Başkanlığı yapmış, bu görevi sırasında Avrupa Birliği uyum yasaları çerçevesinde çok önemli Anayasa değişikliği paketine imza atmış, AK Parti’nin kuruluşunda Genel Sekreter olarak görev almış ve parti tüzüğüyle programının yazılmasına önemli katkılar koymuş, Abdullah Gül’ün kurduğu ilk AK Parti hükümetinde Başbakan Yardımcısı olarak görev almış Ertuğrul Yalçınbayır; ilkeleri doğrultusunda “Cumhurbaşkanı yargılanmalı” diyor.

Doğrudur…

Bir Cumhurbaşkanı’nın yargılanması elbette gelecekte ülke yönetimlerinde yer alacaklar için de çok önemli bir örnek oluşturur.

Evet…

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, 2 yıl önce Çankaya Köşkü’ndeki resepsiyonda Ertuğrul Yalçınbayır’a söylediğini yapabilseydi, hiç kuşku yok ki bugün bu sorunu yeniden konuşmazdık.

Hatta…

Gül bu kararıyla, yargılanmayı isteyen Cumhurbaşkanı olarak tarihe bile geçerdi.

Ne var ki…

Yalçınbayır-Gül görüşmesini aktardığımız 8 Eylül 2007 tarihli yazımızın son cümlesindeki yorumumuzu da göz ardı edemiyoruz:

Burası Türkiye ve her an her türlü sürprize de açık olmak gerekir. Bir jest yapmak isterken içinden çıkılmaz durumlar da oluşabilir.

Zaten…

Çevremize baktığımız zaman, sürpriz yapıp tarihe geçmeye hazır o kadar çok kişi görüyoruz ki.

Bu adım önemli: Geleceğin lisesi

Bursa’da son yıllarda özel okul kapsamında çok önemli hamleler gerçekleştirildi.

Açıkça söylemek gerekirse…

Her biri Türkiye’ye örnek olacak şekilde özel mimarili yerleşkelere sahip, kaliteli eğitim veren özel okullarımız var. Başarılarıyla gururlanıyoruz, övünüyoruz.

Bu kapsamda…

Özel Bursa Kültür Okulları’nı da kuruluşundan beri izliyoruz. Eğitim yanında, eğitimin geleceğine yönelik çalışmaları da çok ilgimizi çekiyor.

Örneğin…

Geçtiğimiz hafta Özel Bursa Kültür Okulları Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Zafer Bulut ile Yönetim Kurulu Üyesi ve okul yöneticisi Yıldırım Sırakaya ziyaretimize gelip, dün gerçekleştirilen “Eğitimin Geleceği Üzerine Tartışmalar ve 2023’ün Lisesine Üç Boyutlu Bakış” konulu panelle ilgili bilgilendirdiler.

Bir özel okulun, geleceğin lisesi üzerine projesi geliştirmesini gerçekten önemli.

Dahası…

Bu panele, konularının uzmanı çok değerli konuşmacılar yanında Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mete Cengiz’in katılmasını daha da önemsedik.

Çünkü…

Lise ve üniversite bir birine bağlantılı, daha doğrusu bir birinin uzantısı iki eğitim sistemi. Liseler başarılı çocuk yetiştirecek, o çocukların gittiği üniversite başarılı olacak.

Gördük ki…

Bursa’da bu bağ kurulmuş ve nasıl işbirliği yapılabileceği üzerine düşünce geliştirme aşamasına ulaşılmış.

İşte önemli olan bu.Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Olay Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.


İlk yorum yapan olun

Yorum Yazın