Bankaların kriz önlemi işletmeleri sıkıntıya soktu

Bankaların kriz önlemi işletmeleri sıkıntıya soktu  Yürüyen piyasa düzeni içinde işleyişi etkileyen, hatta sistemi tıkayan bazı uygulamalar kulağımıza geliyor. Örneğin bankalar küçük işletmelere krediyi zorlaştıran çok özel bir uygulama geliştirmişler…


Dünyayı saran ekonomik krizin etkileri giderek daha ağır şekilde hissediliyor. Kapanan ya da küçülen işletmelerin çıkardığı işçilerin feryatları sokaklarda duyuluyor.

Bununla birlikte…

Yürüyen piyasa düzeni içinde işleyişi etkileyen, hatta sistemi tıkayan bazı uygulamalar kulağımıza geliyor.

Örneğin…

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve ekonomi kurmaylarının sık sık kredileri geri çağırma konusunda uyarma gereği duydukları bankalar, şimdilerde kriz önlemi adı altında farklı bir uygulamaya yönelmişler.

Anlatılan şu:

Bankalar, yıllardır çalıştıkları küçük işletmeler yeni kredi istediğinde vergi ve sigorta prim borcu olmadığına dair belge istiyorlar.

İlk soru şu:

“Vergi borcu Maliye’nin, sigorta prim borcu Sosyal Güvenlik Kurumu’nun sorunu. Bankalar bu iki kurum adına denetleyici mi oldular?”

İkinci soru şu:

“İki devlet kurumunun alacaklarını takip etmek ne zamandan beri bankaların öncelikli görevi oldu?”

Bu noktada…

Tepki dile getirenler, küçük işletmelerin içinde bulunduğu sıkıntılı durum nedeniyle vergi ve prim borcu olmayanların sayısının çok azaldığını anımsatıyorlar.

Belli ki…

Başvuran işletmelere özel engeller çıkarmak amacıyla geliştirilmiş çok özel bir uygulama söz konusu.

Kredi talebinde bulunan küçük işletme nasıl olsa vergi ve prim borcu olmadığına dair belge getiremeyecek, banka de krediyi vermeyecek.

Ama…

Kredi vermeyen banka olmayacak. Gerçekten ilginç bir yöntem.

Görüşme kapısında sistem yorumu

Siyasi partilerin aday belirleme yöntemi eskiden yalnızca önseçim ve kontenjandı. Sonra, bu yetkiyi tabandan alıp lidere veren merkez yoklaması siyasete hızla girdi ve tüm partilere yayıldı.

2002 ve 2007 genel seçimleriyle 2004 yerel seçiminde Adalet ve Kalkınma Partisi’nin uyguladığı temayül yoklaması ise farklı bir boyut getirdi.

Başlangıçta…

Teşkilat eğilimini belirlemeye yönelik uygulamanın “teşkilatın gazını alma” amaçlı olduğu düşüncesi vardı ve pek önemsenmedi.

Ancak…

Yaşananlara bakıldığında, AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın “aşağıdan gelen sese” kulak verdiği anlaşılıyor.

Örneğin…

AK Parti Bursa milletvekili Mehmet Tunçak’ı dün akşam saatlerinde aradığımızda, genel merkezdeki Merkez Yürütme Kurulu toplantısı öncesi Bursa milletvekillerinin Erdoğan’la yapacakları görüşmeye hazırlanıyordu.

Şehir dışında olan Mehmet Emin Tutan ve Ali Koyuncu dışındaki milletvekillerinin Büyükşehir adaylığıyla ilgili son görüşlerinin Erdoğan tarafından alınacağı dünkü görüşme öncesinde Tunçak şunu anımsattı:

“İki defa temayül yoklamasıyla teşkilatın görüşü alındı. Birkaç kez kamuoyu araştırması yapıldı. Milletvekillerinin görüşü de üçüncüye alınıyor.”

Yorumu da şu:

“Bu  sistem önseçimden çok daha hassas. İçinde hem teşkilat, hem milletvekilleri hem kamuoyu var.”

DSP, Nilüfer’e karşı Yıldırım’da destek istedi, ama CHP kabul etmedi

İçinde bulunduğumuz süreç itibariyle siyasette ortaya çıkan çok ilginç bir tablo var.

Daha doğrusu…

Özel bir durumun, 29 Mart 2009’da yapılacak yerel seçimlerde Adalet ve Kalkınma Partisi’ne karşı diğer siyasi partileri topluca strateji noktasına getirdiğini görüyoruz.

Nitekim…

“AK Parti ile başa çıkma” arzusu ortaya konularak kulislerde geliştirilen ve seçim işbirliği ya da seçim ittifakı gibi arayışlarla dile getirilen kimi senaryolar zaman zaman kamuyuna yansıyor.

Bazı partilerin de, geleceğe yönelik siyasi sorumluluk adına adımlar attıklarına tanık oluyoruz.

••••••••••

Örneğin…

Dün Demokratik Sol Parti İl Başkanı Hüseyin Kul’la görüşürken, geleceğe yönelik siyasi sorumluluk kaygısıyla attığı bir adımı dile getirdi.

Önce şu bilgiyi verdi:

“Geçtiğimiz hafta Cumhuriyet Halk Partisi İl Başkanı Gürhan Akdoğan ile oturduk ve seçimlere yönelik karşılıklı olarak bazı değerlendirmeler yaptık.”

Sonra…

Bu görüşmede dile getirdiği düşünceyi aktardı:

“Sayın Başkan’a şunu söyledim: Nilüfer çok önemli bir yer. Orada CHP’nin ve de Mustafa Bozbey’in başarısızlığına gönlümüz razı olmaz. Onun için, DSP olarak Nilüfer’de Bozbey’i ve dolayısıyla CHP’yi desteklemeye hazırız.”

Ancak…

Bu değerlendirmeyi yapan Kul’un şöyle bir beklentisi var:

“Biz Nilüfer’de aday çıkarmayalım ve CHP’ye destek olalım. Fakat bunun karşılığında bir başka büyük merkez ilçede de CHP bize destek olsun. Örneğin, Yıldırım’da bizi desteklesin.”

Öneriye şunu da eklemiş:

“Eğer arzu edilirse, bunu başka ilçelerde de tekrarlamak mümkün.”

••••••••••

Karşıdan baktığımızda…

Seçimin çok zorlu geçeceğinin şimdiden belli olduğu Nilüfer gibi çok özel bir ilçede DSP’nin vaad ettiği destek CHP için gerçekten çok önemli.

Ne var ki…

Seçime iddialı giren CHP gibi bir partinin, bu desteğe karşılık bir başka büyük ilçe olan Yıldırım’da aday çıkarmayıp DSP’yi destekleme kararı alması da sanıldığı kadar kolay değil.

Hele…

Bu ilçedeki adayının kimliğini hemen hemen kesinleştirmiş bir parti için böyle bir karar gerçekten çok zor.

Nitekim…

CHP İl Başkanı Gürhan Akdoğan da, öneriyi yapan DSP İl Başkanı Hüseyin Kul’a ilk anda cevap verememiş ve “Arkadaşlarla konuşayım” demekle yetinmiş.

Cevabını da pazartesi günü bildirmiş:

“Öneriyi yönetim kurulumuzda konuştuk. Ne yazık ki kabul edemiyoruz.”

Bunun üzerine…

DSP İl Başkanı Kul dün şunu söyledi:

“Ben AKP’den kurtuluş adına bu öneriyi yaptım. Ama kabul görmedi. Hiç arzu etmeyiz ama, Nilüfer’de CHP ve Bozbey eğer kaybederse kimse bizi günah keçisi görmesin.”

Pehlivan için Celal Gül de üzüldü

Bursa’da siyasetle ilgilenip de Celal Gül’ü tanımayan yoktur.

Yıllarını Adalet Partisi ve Doğru Yol Partisi’ne veren Celal Gül, yurt dışında olması nedeniyle ayrı kaldığı Bursa’ya dönüp Demokrat Parti Seçim Komisyonu Başkanı oldu.

Gördük ki, Feridun Pehlivan’ın DP Büyükşehir adayı olamamasına çok üzülüyor.

“Ben kendisini ziyaret ettim ve teklif ettim, eksik olmasın değerlendirmeye aldı” dedi ve ekledi:

“Feridun Bey’le başarılı olacağımıza inanıyordum. Gerçekten yazık oldu.”

Mudanya’da seçim günü

Marmarabirlik, ülkenin en önemli üretici kooperatifi birliklerinin başında geliyor. Bu büyük yapının önemli halkalarından biri olan Mudanya Kooperatifi’nde bugün seçim var.

Kongreyi önemli kılan iki konu var.

Birincisi…

Mudanya’nın yanısıra Karacabey, Mustafakemalpaşa, Osmangazi ve Nilüfer’deki ortakların da burada oy kullanacak.

İkincisi…

Marmarabirlik Genel Kurulu’na katılacak 180 delegeden 42’sini belirleyecek.

Bugünkü Mudanya kongresinde 5 ayrı liste yarışıyor.

Ancak…

Marmarabirlik yönetimini devirmeye en yakın olarak Dr. Murat Ünal’ın başını çektiği, Osman Nuri Doğru ve Marmarabirlik eski genel müdürü Şevket Tamaç gibi isimlerin desteklediği liste görülüyor.

Bu arada…

Kongrede divan başkanlığını, 5 listenin ortak adayı olarak eski genel müdür yardımcısı Cafer Güleç yapacak.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Olay Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. 07-01-2009



İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*