Siyaset ustasından sorunlar ve uyarılar

Siyaset ustasından sorunlar ve uyarılar Yerelde hizmet olarak neler yapıldı, neler yapılmadı, yanlış nerede? Hangi konularda nasıl davranılması gerekiyor? İktidar nerelerde geç kaldı? Seçimlerin havası nasıl olacak?


Deneyimli siyasetçi Turhan Tayan uyardı…

Kentlerin sorunlarının çözümleri kuşku yok ki en önemli görev siyasetçilere düşüyor.

Zaten…

Yerel anlamda bakıldığında siyasetçinin etkinliği, kentin sorunlarına yaklaşımı ve çözümlerine katkılarıyla doğrudan bağlantılı oluyor.

İşte…

Bu özelliği taşıyan siyasetçilerden biri olarak karşımıza Turhan Tayan çıkıyor. Tüm siyasi yaşamı boyunca kent sorunlarına duyarlılığı ve çözümlerine yönelik çabalarıyla bilinen Tayan’ın siyaset duayeni olarak anılması boşuna değil.

Bu da…

Yerel siyasetin en önemli aktörlerinden biri olmanın yanında, çözümüne aracılık ettiği konular açısından da Tayan’ı son dönemin en önemli tanığı haline getiriyor.

Her dönem…

Bursa ile ilgili konulara büyük ilgi gösdteren, sorunlmarın tespiti ve ortaya konmasından çözümlerinin bulunmasına kadar her aşamada elini taşın altına sokan Tayan’a, yeni bir lerel seçime gidilirken Bursa’nın nasıl göründüğünü sorduk.

••••••••••

Söze…

Mutluluk duyduğu bir gelişmeden başladı:

“Hafta içinde Çınarcık Barajı’nın kapaklarının kapatıldığını ve barajın su tutmaya başladığını okudum. Çok duygulandım.”

Devam etti:

“Her akşam haber ajanslarında barajlardaki doluluk oranını dinlerken Bursa’nın su potansiyelini yüksek oranda barajlarında tutabilmesini sevinçle karşılıyorum.”

Şunu anımsattı:

“Evet, Bursa içme suyu sorununu 1976’da Doğancı Barajı’yla, 1995’te Nilüfer ve Çınarcık barajlarıyla 2050 yılına kadar güvence altına alınmıştır.”

Duygularını ortaya koydu:

“Bu hizmetlerin altında katkısı olan bir hizmet ekibinin mensubu olarak iftihar ediyorum, gururluyum.”

Nedeni de şu:

“Küresel ısınmanın dünya gündeminde olduğu, insanlığın açlıkla karşı karşıya olduğu bir dönemde sulamanın önemi açıktır. İşte Çınarcık Barajı hem sulama yapacak, hem enerji verecek, hem de Bursa’ya içme suyu sağlayacaktır.”

Bununla birlikte…

Projenin eksik kaldığına inandığı yerleri işaret etti:

“Enerji kolu özelleştirildi. Sulamayla ilgili dağıtım şebekesinin projelendirilmesi ve inşaatının gecikmeden başlaması lazım. Mustafakemalpaşa köylüleri bu hizmeti bekliyor.”

Şunu da ekledi:

“Biz bölgenin yürüyen bu en büyük kamu projesi için bir temel töreni bile yapmamıştık. Şimdi iktidarda olanlar bu barajların suyuyla ayakta duruyor. Buski’nin kasasını har vurup harman savurarak fiyaka yapıyorlar.”

••••••••••

Ardından…

Bursa gündeminde yer alan bazı konulara değinirken önceliği stadyum tartışmasına verdi:

“Aylardır stat tartışması var. Evet Bursa’nın yeni ve büyük bir stada ihtiyacı var. Yapınız, sizi kutlayalım. Ama mevcut stadın olduğu yerde rant yaratarak kolaycılığa gitmeden, şehrin merkezini girilemez-çıkılamaz hale getirmeden yapınız.”

Uyarı yaptı:

“Rant gelecek nesillerin hakkını yemektir.”

Yol gösterdi:

“Gücünüz varsa gelişen şehrin uygun bir yerine yenisini yapınız. Bu arada temelde duran Nilüfer Spor Kompleksi’ni de tamamlayınız.”

Deneyimli siyasetçi Tayan, kenti ilgilendiren bir başka konuya değindi:

“İkinci bir üniversite için her kafadan bir ses yerine, bu konudaki tüm görüşleri ve imkânları bir potada toplayarak gerekeni yapınız. Üniversite işi ciddi bir iştir. Tefrika romanı değildir.”

Şu uyarısı da önemli:

“Hayd Park olacağı söylenen Merinos’un yeşil alanlarını Kültürparkta’ki gibi baraka yağması tehlikesine karşı herkesi uyarırım.”

Merak ettiği şu:

“Buski’nin öngörülen kaçınılmaz altyapı projeleri ne durumdadır, ne ölçüde gecikmiştir? Herkesi bu konularda düşünmeye davet ediyorum.”

Kentin geleceğiyle ilgili plan konusunu da yorumladı:

“Bursa bir imar planı kargaşası içerisindedir. Bursa Büyükşehir’inin açık, şeffaf, toplumun tüm güçlerinin fikrini ve katkısını alacak, demokratik, adil, modern bir plan anlayışına ve uygulamasına ihtiyacı vardır.”

Şunu anımsattı:

“Kapalı kapılar ardında hazırlanan planlar yargıdan dönerek Bursa gelişme potansiyelini kaybetmektedir.”

Beklentisini de ortaya koydu:

“Bütün demokratik kitle örgütleri, akademik odalar konu üzerinde ciddiyetle durmalıdırlar.”

Tayan’a göre iktidar iki konuda çok geç kaldı

Milli Eğitim ve Milli Savunma bakanlıkları yapan, DYP’de Grup Başkanvekili olarak sorumluluk üstlenen deneyimli siyasetçi Turhan Tayan’a genel durumu nasıl gördüğünü de sorduk.

Önce şu değerlendirmeyi yaptı:

“Türkiye 2002-2007 arası siyaseten istikrarı yakaladı, ekonomik açıdan dünyadaki ekonomik canlılıktan, büyümeden yararlandı.”

Gelişmeyi özetledi:

“Küresel piyasalardaki çılgın sermaye yüksek faiz-düşük kur politikası uygulayan Türkiye’ye aktı, düşük kur enflasyonu düşürüp ithalata dayalı büyümeyi patlattı, ihracatın içindeki ithal payını yüzde 75’lere çıkardı. Bu ise yerli sanayiyi bitirdi, işsizlik arttı, cari açık dayanılmaz noktaya geldi.”

Şunun altını çizdi:

“İktidar küresel piyasalardaki fırsatları rasyonel bir yaklaşımla, isabetli kararlarla değerlendiremedi.”

Devam etti:

“Cumhurbaşkanlığı seçimini iyi yönetemedi, gerginliğin sebebi oldu. Seçim sonrası uzlaşmaz, dediğim dedikçi politikalar, anayasa tartışmaları, cumhuriyetin temel niteliklerine yönelik davranışlarla sıkıntı yarattı.”

Teşhis koydu:

“İktidar 22 Temmuz’dan sonra iktidar sarhoşu olmuştur.”

Soruna işaret etti:

“Türkiye seçimlerden bu yana tek başına iktidara rağmen ne siyaseten ne ekonomik yönden rahat. İş yapamıyor. İktidar sözcüleri son iki yılı kayıp yıl olarak gösteriyorlar. Doğrudur… Ancak, bunun sebebi kendileri.”

Yeni duruma dikkat çekti:

“Küresel krizin henüz kokusu geldi Türkiye’ye. Oysa 2 yıldır fabrikalar kapatılıyor, işsizlik artıyor, vatandaş vergisini ödeyemiyor, çekler senetler ödenmiyor, tek haneli enflasyon çift haneli hale geliyor, cari açık cumhuriyet döneminin en yüksek noktasına çıkıyor.”

Kaygısı şu:

“Hal böyleyken, hükümet davul zurnayla gelen küresel krize karşı önlemler için işi ağırdan alıyor.”

••••••••••

Bu sözlerin ardından Tayan siyasi değerlendirme yaptı:

“İktidar iki konuda gecikti. Birincisi terörle ilgili alınması gereken kararlarda, ikincisi küresel krizde.”

Sonra da…

“Küresel kriz maalesef çığ gibi geliyor. İnşallahla maşallahla geçiştirilecek gibi değil” dedikten sonra eleştiri getirdi:

“Zaten zayıf ekonomik bünyemize acilen destek lazımken başbakan tek konuya saplanmış: 29 Mart yerel seçimlerinden AKP olarak güçlü çıkmak. Devletin imkanlarını bu seçimde nasıl dağıtırım da postu deldirmem. Tek derdi bu.”

Kaygısı şu:

“Seçimlere kadar dayanabilir mi bilemiyorum, ancak 2009 yılında kimse kendisini işsizler okyanusunda boğulmaktan kurtaramayacağa benzer.”

Teröre de değindi:

“İktidarın ikinci geciktiği konu terör. 1991 sonrası DYP ağırlıklı koalisyon hükümetlerinin başarılı terör mücadelesi sonunda bölücü başı ele geçirilmişti. Ne olduysa bundan sonra oldu. PKK bitik bir noktadayken, sözde ateşkes ilan ederek toparlanma molası aldı.”

Eleştiri yaptı:

“Önce, ‘ABD’nin Apo’yu bize teslim etmesinin sebebini hala anlayabilmiş değilim’ diyen Ecevit hükümetleri, daha sonra 2002’de işbaşına gelen AKP iktidarları terörle mücadelede gereken tedbirleri ihmal ettiler.”

Gözlemi şu:

“Kimi rehavete kapıldı, kimi Güneydoğu’da oy hesabına düştü. AKP sorunu rehavette aldı, AB çabaları için de sırtını döndü. Güvenlik güçleri pasifize edildi, ABD’nin işgaliyle Kuzey Irak şartlarında PKK yeniden toparlandı. Ve terör 1991 öncesine geldi.”

Yerel seçimde yerel konuşulamayacak mı?

Küreselleşme dünyayı büyük bir köy haline getirdiğinden beri ülkeler kendi sorunları dışında, sınırlarının ötesinden gelen sorunlarla da uğraşmak durumundalar.

Bursa’nın deneyimli siyasetçisi, bir diğer ifadeyle siyaset duayeni isimlerinden olan Turhan Tayan’la genel konularla Bursa’yı ilgilendiren değerlendirmelerinin yanında siyasetin son durumunu da konuştuk.

Örneğin…

29 Mart 2009’da yapılacak yerel seçimlere acaba Türkiye nasıl bir atmosferde girecek?

Daha doğrusu, seçimler nasıl bir havada yapılacak?

Tayan seçim dönemine şöyle bakıyor:

“Seçimlere 4 ay var. Acı gerçekler, acil sorunlar medya gücüyle vatandaşın gözünden kaçırılıyor.”

Şu noktada kaygılı:

“Yerel sorunları, çözümleri, icraatları tartışmak yerine; ideolojik saplantılarla toplum bizler – onlar kutuplaşmasına götürülüyor.”

Şu vurgulamayı yaptı:

“Tıpkı 22 Temmuzda olduğu gibi.”

Ardından…

Yerel seçim atmosferiyle ilgili karamsar bir beklenti ortaya koydu:

“Yerel yönetimler ne yaptı, nasıl yaptı, neleri yapmadı, kaça yaptı, hangi yolsuzlukları yaptı, kimlere ne rant ve ihale dağıttı? Göreceksiniz bunları tartışamayacağız.”

Bunların yerine…

Seçim sonucunu etkileyebileceğini düşündüğü daha farklı unsurlara dikkat çekti:

“Vatandaş mart karında, soğukta kapısına bırakılacak kömür torbasıyla oy sandığına yönlendirilecek.”

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Olay Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. 24-11-2008


İlk yorum yapan olun

Yorum Yazın